Nisan 8

e-Haciz Uygulamasi

Bu makale İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuk Anabilim Dalı Doktora Programı kapsamında 2015 Yılı Güz Dönem Ödevi olarak Doç. Dr. Mahmut Kaşıkçı’nın incelemesine sunulmuştur.

GİRİŞ

            İnternetin hayatımızın her alanına girmesi ile birlikte kamusal işlemlerin de elektronik ortamda görülmesi gündeme gelmiştir. Bürokratik süreçlerin yerini internet üzerinden 7 gün 24 saat erişim imkanı ile süratli olarak ifa etme mümkün olmuştur. Bununla birlikte Devletin istikrarını sağlayan temel finansman aracı olan verginin, tarh-tahakkuk ve tahsil süreci de internet üzerinden yürütülebilir hale getirilmiş bu bağlamda ödeme emrinin (kayıtlı) elektronik posta adresine gönderilebilmesi, vergi borçlusunun mal varlığının sistem üzerinden araştırılarak haciz talebinin işlenmesinin sağlanması ve nihayet internet üzerinden kaydi değerler bağlamında tahsilin gerçekleşmesi mümkün kılınmıştır.

            Vergi idaresi uygulamasının yürürlüğe konulması pratikte mükellefler açısından bir takım sıkıntıları beraberinde getirmiştir. Aşkın haciz uygulamaları, haczedilemez ya da kısmen haczi mümkün olmayan malların haczi uygulamada sıklıkla görülen aksaklıklar olmuştur. İdarenin e-haciz uygulamasının zamanla hak kayıplarına el vermeyecek surette düzeleceği düşünüldüğünde, İdarenin yaşanan sıkıntıları önleyici tedbirleri almak hususunda gayret göstermesi aksi takdirde mükellefleri kayıt dışılığa itebileceği gözetilmelidir.

            Çalışmamızda öncelikle vergi alacağının cebren tahsiline ilişkin haciz süreci genel olarak aktarılacak takiben elektronik haciz uygulamasının teknik alt yapısı ve ne surette yürütüldüğü açıklanacak nihayet uygulamada yaşanan aksaklıklar ve çözüm önerileri paylaşılacaktır.

I- KAMU ALACAĞININ CEBREN TAHSİLİ

Kamu borçlusu, ödeme emrine rağmen 7 gün içinde ödemede  bulunmadığı takdirde (AATUHK m. 55.) kamu alacağı cebren tahsil olunmak üzere haciz süreci başlatılır.

AATUHK Üçüncü Şahıslardaki Menkul Malların, Alacak ve Hakların Haczi başlıklı m.79/1: ‘Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçluveya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri üçüncü şahsa bildirilir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.’ düzenlemesine yer vermiştir.

Tanzim olunan ödeme emrinde, borcun asıl ve fer’ilerinin mahiyet ve miktarları, borcun nereye ödeneceği, müddetinde ödenmediği veya mal bildiriminde bulunulmadığı takdirde 3 aya kadar hapis tazyikinin söz konusu olacağı bildirilir.

Kamu borçlusu, tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, kamu borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi, gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi ile cebren tahsil gerçekleşir (AATUHK m. 54).

Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu 7 gün içinde ödeme yapabilir, hata/yanılma varsa düzeltilmesi talebinde bulunabilir, taksitlendirmeye başvurabilir ya da 30 gün içersinde Vergi Mahkemelerinde dava açabilir.

Ödeme emrini takiben tahsil aşamasına geçildiğinde borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya 3. Şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından kamu alacağına yetecek miktarı AATUHK m.62/1 maddesi gereğince tahsil dairesince haczolunur.

Tahsil dairesi tarafından tebliğe çıkarılacak olan [1] haciz bildirisi ile 3. şahsa borcun ancak tahsil dairesine ödenebileceği, elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği bildirilmektedir.[2] Borcu vadesinde ödemeyenlere ait malları elinde bulunduran 3. Şahıslardan bu malları 7 gün içinde bildirmeleri istenir.

AATUHK Menkul Malların Haczi başlıklı m. 77; ‘Her türlü menkul mallar cins ve nev’ileri, vasıfları, alametleri, sayı ve miktarları ve tahmin edilen değerleri haciz zaptında tespit edilmek suretiyle haczolunur. (Ek fıkra : 5904 – 16.6.2009 / m.24 / Yürürlük / m.40) Resmi sicile kayıtlı olan menkul malların haczi, sicillerine işlenmek üzere sicilin tutulduğu daireye tebliğ edilmek suretiyle de yapılır. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligata elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.’ hükmünü içermektedir.

Maliye Bakanlığı kamu alacaklarını takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak kamu alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkilidir.

Haciz yani el koyma, gayrimenkullerde tapu kaydına haciz şerhinin işlenmesi, menkul mallar içinse zilyetliğin el değiştirmesi ile söz konusu olmaktadır. 

AATUHK Gayrimenkul Malların, Gemilerin Haczi başlıklı m. 88; ‘Her türlü gayrimenkul malların, gemilerin haczi sicillerine işlenmek üzere haciz keyfiyetinin tapuya veya gemi sicillerinin tutulduğu daireye tebliğ edilmesi suretiyle yapılır. (Ek cümleler : 5904 – 16.6.2009 / m.25 / Yürürlük / m.40) Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir Gayrimenkul haczi bunların hasılat ve menfaatlerine de şamildir. Ancak borçlunun başkaca bir geliri yoksa kendisinin ve ailesinin geçimleri için kafi miktarda mahsulden veya satıldıkça bedelinden münasip miktarı borçluya bırakılır. Alacaklı tahsil dairesi haczedilen gayrimenkul ve gemilerin idaresi ve işletilmesi, menfaat ve hasılatın toplanması için gereken tedbirleri alır.’ düzenlemesine yer vermiştir.

Amme borçlusu adına kayıtlı; hava araçlarının haczi için düzenlenen haciz bildirileri, Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne, deniz taşıtlarının haczi için Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı deniz taşıtlarında Denizcilik Müsteşarlığı’na, diğer motorlu deniz taşıtları için belediyelerde ve liman başkanlıklarında ayrı ayrı sicil tutulduğundan, düzenlenen haciz bildirileri ise belediye ve/veya liman başkanlığına gönderilecektir. [3]

2918 Sa. Kanun m. 22/1 f. c b.’de; iş makinesi türünden araçların tescil kayıtları ilgisine göre; ziraat odalarında, ticaret odasında, sanayi odasında veya ticaret ve sanayi odasında tutulmaktadır. Amme borçlusu açısından yapılacak araştırmanın ilgili odalardan yapılması gerekir. 

Patent, marka, tasarım veya telif hakkı ya da maden işletme, radyo ve televizyon yayın hakkı gibi haklarına yönelik mal varlığı araştırmaları, faaliyetleri nedeniyle bu haklara sahip olabilecek amme borçluları ile bu haklara sahip oldukları yönünde bilgi edinilen amme borçluları için yapılacaktır.[4]

İhtiyaten haciz [5] veya istihkak iddia[6] edilmiş bulunan malların haczi ise en sona bırakılacaktır.[7] Haczolan gayrimenkul artırmaya çıkarılmadan, borçlu borcunu ifasına yetecek menkul mal veya vadesi gelmiş alacak gösterirse gayrimenkul üzerinde haczi baki kalmak üzere gösterilen menkul veya alacak da haczolunacaktır. Bu suretle mahcuz kalan gayrimenkulün idare ve işletmesine ve hasılat ve menfaatlerine tahsil dairesi müdahale etmeyecektir. Tahsil dairesi alacaklı kamu idaresi ile borçlunun menfaatlerinin mümkün olduğu kadar telafi etmekle mükelleftir.[8]

Haczedilen para, kıymetli maden, mücevher, ticari senet, hisse senedi ve tahvil gibi menkul malların kaybolmalarının ve değiştirilmelerinin önlenebilmesi için tahsil dairelerine gerekli tedbirleri bizzat almak sureti ile muhafaza görevi yüklenmiştir (AATUHK m. 82) .

II- ELEKTRONİK HACİZ UYGULAMASI

2006 yılında 6183 Sa. Kanun’un 79. maddesinde yapılan düzenleme [9] ile 3. şahıslar nezdindeki varlıkların elektronik ortamda haczi mümkün hale gelmiş, 5904 Sa. Kanunla da, gayrimenkul, gemi ve sair taşıtların elektronik ortamda haczine imkan veren yasal değişiklikler de yapılmıştır [10]

E-haciz projesi; Vergi İdaresi, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve Bankaların yer aldığı bir sacayağına dayanmaktadır. Vergi dairelerince düzenlenen haciz bildirileri banka genel merkezlerine, banka bildirimlerinin vergi dairelerine ve vergi dairesi değerlendirmelerinin banka genel merkezlerine elektronik ortamda, haftanın belirli günlerinde güvenli bağlantı ile paketler aracılığı ile aktarımı gerçekleştirilmekte olup; tebliğ işlemine ilişkin zaman damgalaması e-imza ile sağlanmaktadır.

Burada akla gelebilecek teknik bir aksaklığa kısaca değinmekte fayda görüyoruz; İdare tarafından gönderilen haciz talebinin bankaya sistem aksaklığı nedeni ile erişmemesi halinde 7 günlük süre sonunda 3. Şahıs banka, borcu ödemekle sorumlu olduğu takdirde 1 yıl içersinde açacağı menfi tespit davası ile sistem üzerinden yapılacak adli inceleme ile ilgili haciz talebinin kendisine erişmediğini bu halde borcu bulunmadığına yönelik beyanını işbu dava ile dile getirdiğini ispat edebilecektir. Banka tarafından hazırlanan cevabın idareye ulaşmaması halini de aynı şekilde dava ve ispat etmek mümkündür. Öte yandan haczin kaldırılmasına ilişkin talebin Bankaya ulaşmaması ya da talebin gereğinin yerine getirilmemesi halinde; vergi borcunu ödemiş konumdaki mükellefin uğrayacağı zarar ve ziyanın tazmini için yargısal yollara başvuru hakkı da saklıdır.

Nitekim konuya ilişkin incelemede bulunan Yargıtay[11] da; ‘..Mahkemece davacı banka kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda davacının teknik aksaklık sebebiyle haciz bildirisine süresinde cevap veremediği, dava dışı borçluların davacı nezdinde herhangi bir hak alacaklarının bulunmadığının bildirildiği gerekçesiyle davanın kabulüyle..’  yönünde görüş bildirmiştir.

Uygulamada vergi idaresi taleplerinin hangi marifette geleceğine ilişkin Türkiye Bankalar Birliği, Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan Özelge talebinde bulunmuş;  Faks marifeti ile gönderilen haciz bildirileri üzerine işlem yapılıp yapılmayacağını sormuş, Bakanlık: ‘Haciz bildirilerinin VUK hükümlerine göre tebliğ edilmesi gerekmektedir. Posta yoluyla ya da memur eliyle tebliğ edilmeyen haciz bildirileri üzerine işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.’ yönünden görüş bildirmiştir. [12]

Öte yandan, bankalar ile Gelir İdaresinin mükellef hesaplarına ilişkin yazışmalarının mükelleflerin vergi mahremiyeti kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği de bir an için düşünülebilecek ise de; Verginin mahremiyeti esasına bağlı olarak AATUHK m. 107’de; ‘Bu kanunun tatbikinde vazifeli bulunan kimseler, bu vazifeleri dolayısıyla amme borçlusunun ve onunla ilgili kimselerin şahıslarına, mesleklerine, işlerine, muamele ve hesap durumlarına ait öğrendikleri sırlarla, gizli kalması lazım gelen diğer hususları ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239. maddesine göre cezalandırılır. Bu Kanunun 41. maddesine göre amme alacağını tahsil yetkisi verilen kuruluşlara, yapacakları tahsile yönelik bilgilerin ve 22/A maddesine göre borcun olmadığına dair belgeyi arama zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlara, ödeme ve işleme taraf olanlara ilişkin borç bilgilerinin verilmesi sırrın ifşaı sayılmaz; bu kurum ve kuruluşlarda vazifeli bulunan kimseler edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılırlar. Bu bilgilerin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.’ hükmüne yer verildiği gözetildiğinde mahremiyetin ihlal edilmediği kabul edilmelidir.

Yukarıda aktarılan haciz paketi aşağıda gösterilen surette bankaya iletilmektedir.

E-Haciz talebinin gönderilmesi Resim -1 [13]

E-Haciz talebi paketinin içeriği Resim -2

 E-Haciz paket döngüsü Resim -3 [14]

Türkiye genelinde günlük e-haciz uygulanabilecek borçlu mükellef sayısı İdarece günün ekonomik ve mali şartları çerçevesinde belirlenmekte olup; bu da esasen her gün sınırlı sayıda[15] haciz bildirisi düzenlendiği anlamına gelmektedir.[16]

GİB, haftanın belirli günlerinde alacak tahsiline ilişkin listeyi güncelleyerek bankalara bildirmektedir. Bankalar kendi müşterilerini kontrol ederek, hesap ve menkul değere ulaşmaları halinde Başkanlığın alacağı miktardaki parayı bloke ederek, onay geldiği takdirde ilgili tutarı Başkanlığın hesaplarına kayden iletilmektedir. Bu aşamada doğan masraflar da mükellefin hesabından tahsil edilir. Öte yandan haciz işleminin haksız olması halinde dahi İdare, blokaj işlemi nedeni ile doğmuş kaybın giderilmesine yönelik herhangi bir faiz ödemesinde bulunmaz.

Haciz sürecinin başlatılması ile birlikte, Haciz varakası (onaylı, bağlı olduğu takip/tahakkuk kaydının 10,00-TL ve üstü borcunun olması, takip/tahakkuk kaydının bağlı olduğu aktif 6183 tecil dosyası olmaması, takip/tahakkuk kaydının bağlı olduğu aktif KDV/ÖTV tecil dosyası olmaması, takip/tahakkuk kaydının bağlı olduğu aktif tecil dosyası olmaması gerekmektedir.), düzenlenerek onay tarihi sisteme girilir,  e-haciz uygulanması için haciz bildirisi düzenlenir. Elektronik imza ile onaylanmış haciz varakaları alacaklı tahsil dairelerinin mührü ile mühürlenerek, Vergi dairesi müdürü tarafından onaylanır, onaylanan haciz bildirisi GİB Bilgi İşlem Merkezi tarafından e-haciz uygulamasına katılan bankalara haciz istek paketiyle gönderilir, Haciz sürecine girmiş olan borçlunun bankalar nezdindeki hak ve alacaklarının haczi AATUHK m. 79 hükmüne dayanılmak sureti ile elektronik ortam üzerinden yürütülmektedir. İdare tarafından gönderilen e-haciz paketi borçluya ilişkin mal varlığına rastlanan banka nezdinde bulunan vadeli, vadesiz mevduatlar ile diğer gelirlere el koyularak sanal ortamda hacze konu edilmektedir [17]

Banka gerekli araştırmaları yaptıktan sonra haciz bildirisi cevaplarını, elektronik ortamda GİB’e haciz cevap paketi ile gönderir. Gelen haciz bildirisi cevapları, vergi dairesi tarafından haciz devam veya haciz kaldır şeklinde değerlendirildikten sonra onaylama işlemi yapılır. Vergi dairesi tarafından onaylanan banka cevapları, GİB tarafından bankalara haciz işlem paketiyle gönderilir. Haciz işlem paketinde hacze devam denilmiş olan tutarlar için bankalara para isteme yazısı yazılır. Hatalı bir haciz bildirisi düzenlendiğinde borcun tamamı kapatıldığında ya da tecil edildiğinde vergi dairesi haciz bildirisini iptal eder. Bu durumda iptal, GİB tarafından bankalara haciz iptal paketiyle gönderilir.

Motorlu taşıt vergileri, kira gelir vergisi ödemeleri, trafik kuralları ihlaline bağlı alınan idari para cezaları ile maliye borçları e-haciz kapsamında işleme tabi tutulan kamu alacaklarıdır.

Öte yandan, 29.12.2015 Tarih 29577 Sa. Tebliğ ile 01.04.2016 tarih itibariyle e-tebligat uygulamasına geçilmiş olup, tüm kurumlar vergisi mükellefleri ile ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden Gelir Vergisi mükellefiyeti bulunanlar için kullanımın zorunlu halde olduğunun ilan edilmiştir. 213 Sa. Kanun 107/A maddesi hükme dayanan e-tebligat, mükelleflerin e-posta hesabı açtırmaları üzerine dayanan bir sistemdir. Bu adrese yapılacak tebligatı takip eden 5. gün sonundan itibaren ilgili varaka tebellüğ edilmiş sayılmaktadır.

Bilgisayar kullanmayan, e-posta adresi olmayan hatta okuma- yazma bilmeyen esnafa bu yönde yapılacak tebligatların ne surette kişilik haklarına dokunmayacağı ayrıca tartışılmalıdır. İnternete erişim için gereken teknik donanım ile yaygın ve ücretsiz bağlantı devletçe sağlanmadıkça devletin elektronik ortam üzerinden kişilerin haklarına dokunur eylem ve işlemde bulunması kanaatimizce hukukun temel ilkelerine aykırılık teşkil edecektir.

Yurt çapında yapılacak mal varlığı araştırmasının fer’ileri ile birlikte toplam tutarı 5,000.00-TL ve üzerindeki amme alacakları için yapılması uygun görülmüştür. Bu tutarın altındaki mükellef için yurt çapında mal varlığı araştırması yapılamayacaktır. Haciz bildirisi düzenlenmek suretiyle haczedilecek mallara (bankalar nezdindeki hak ve alacaklar, tapu, trafik siciline kayıtlı mallar v.b.) ilişkin araştırmalar, en fazla 50 amme borçlusunun borçlarını içerecek listeler şeklinde düzenlenmiş haciz bildirilerinin tebliği suretiyle yapılacaktır. Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı trafik birimlerinin birbirleri ile bilgisayar ağ bağlantısı bulunduğundan, amme borçlusunun, Karayolları Trafik Kanununa göre trafik şube veya bürolarına kayıtlı taşıtlarının haczi için alacaklı tahsil dairesinin bulunduğu yerdeki şube veya bürodan araştırma yapılması yeterli olacaktır.

Haciz bildirisi kendisine tebliğ edilen[18] 3. şahıs; borcu olmadığı, malın yedinde bulunmadığı, haczin tebliğinden önce borcun ödendiği, malın tüketildiği veya kusuru olmaksızın telef olduğu, alacak borçluya ya da emrettiği yere verilmiş olduğunu iddia eder ise[19] durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içersinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. 3. şahıs süresinden itiraz etmedikçe, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır. [20] 3. şahıs, haciz bildirisi üzerine 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı kamu idaresi 1 yıl içinde, 3. şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, 3. şahsın İİK m. 338 gereği cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir.

Hacizlerin elektronik ortamda işlenmesine ilişkin,Yargıtay; hacizlerin elektronik olarak işlenmesine şu şekilde yer vermiştir:‘Karayolları Trafik Kanununun 5/2. Fıkra hükmü uyarınca “Sürücülere ait bilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlar üzerinde meydana gelebilecek teknik veya hukukî değişiklikler ile haciz, rehin, ihtiyatî tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcı şerhlerin; elektronik ortamda tutulan siciller üzerine işlenilmesi ve kaldırılması işlemleri, bu değişiklik veya şerhlere karar veren yargı ve icra birimleri ile kamu kurum veya kuruluşları tarafından elektronik sistemle yapılabilir. Sürücü belgesi ve tescil işlemlerine esas teşkil edecek bilgiler, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından ilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektronik sistemle temin edilebilir veya kanunlardaki istisnalar hariç olmak üzere bu amaçla sınırlı olarak paylaşılabilir.’[21] yönünde görüş bildirmiştir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

3.1. UYGULAMADA YAŞANAN SIKINTILAR

            Bu şekli ile e-haciz işlemlerinin sürdürülmesi öngörülmüş olmakla birlikte, uygulamada bir takım sıkıntılar yaşanmaktadır. E-Haciz uygulamasında yaşanan sorunların bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz;

-banka hesabına haciz uygulanan mükellefe ödeme emri tebliğ edilmeden e-haciz işlemi uygulanması,

-mükelleflerin banka nezdinde hak ve alacağı bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılmadan e-haciz uygulanması,

– e-haciz işlemi uygulaması sadece haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih için geçerli olduğu halde bankaların, tebliğ tarihinin dışındaki diğer günler için de paraları bloke etmesi ile e-haczin geleceğe matuf uygulanması,

-e-haciz bildirisinde yer alan tutarın dikkate alınmayıp mükelleflerin tüm alacak ve haklarına uygulanması,

-tek bir hesabın bakiyesinin borç tahsilatına yeterli olmasına rağmen mükellefin tüm hesaplarına borcuna yetecek miktardan fazlasına blokaj konulması,

-mükelleflerin haciz bildirisini tebliğ alan bankaya herhangi bir borcu olmadığı halde kullanılabilir kredi limitine e-haciz uygulanması,

-nihayet e-haciz bildirilerine dayanılarak mükellefin kredibilitesinin düşürülmesi[22] nedeniyle mükellefin ticari yaşamının olumsuz etkilenmesi söz konusu olmaktadır.

            Elektronik ortamda tebliğ edilen[23] haciz bildirilerinde yer alan tutarların dikkate alınmayarak mükelleflerin tüm alacak ve haklarına haciz tatbik edilmesi, haczin mükellefin mevcut malvarlığını hedef alması esasına aykırıdır. Kişinin ekonomik özgürlüğünü korumak, Anayasa düzleminde, devletin yükümüdür[24].

            Hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan “hukuk güvenliği” ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlaması amaçlanmaktadır. “Hukuk güvenliği”  ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Vergi mükelleflerinin ve sorumlularının ne kadar vergi ödeyeceğini, sorumluluklarının kapsam ve sınırını önceden bilmesi, bunların sosyal, ekonomik ve hukuksal davranışlarına yön veren ve geleceğe ilişkin karar almalarını mümkün kılan hukuk güvenliğinin ön koşuludur. Herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre düzene sokabilmesi için hukuk güvenliği ve belirlilik gerekir. Zira, dinamik olan ve yeni gelişmelerden çabucak etkilenen ekonomik yaşam belirlilik ve kararlılık ister. Hukuki güvenlik ilkesi vergilemenin belirliliğini de içerir.[25] Nitekim, Danıştay da; haciz bildirisinde alacak miktarının saptanmasının zorunlu olduğuna karar vermek sureti ile aksi yönde yapılan haciz bildirilerinin iptaline gidileceği görüşünün altını çizmiştir.[26]

Vergi teorisinde yer alan ama aynı zamanda vergi icra hukuku alanında  da etkisi görülen  “Vergi Kaynağının Korunması Ve Sürekliliğinin Sağlanması İlkesi” gereğince, vergi idaresi, mükelleflerin borcunu ödedikten sonraki ekonomik durumları ile ilgilenmek durumundadır. [27] Borçlu mükelleflere yönelik elektronik ortamda tebliğ edilen haciz bildirilerinde yer alan tutarların dikkate alınmayarak mükelleflerin tüm alacak ve haklarına haciz tatbik edilmesi, haczin mükellefin “Mevcut Malvarlığını Hedef Alması” esasına aykırıdır.

Aynı şekilde, borç tutarının üzerinde haciz işleminin yapılması hali de uygulamada yaşanan aksaklıklardan olup; Türkiye Bankalar Birliği’nin talebi üzerine Gelir İdaresi Başkanlığı’nca verilen bir Özelge’de[28]; haciz muamelesinin kamu alacağı tutarını aşmasının söz konusu olamayacağı ve bankalara gönderilen bildiride yer alan tutarın üzerinde haciz uygulanmamasına özellikle dikkat edilmesi gerektiği konusunda görüş bildirilmiştir.  

E-haciz işlemi öncesinde mükellefin borcu dikkate alınmak ile bu borçla uyumlu ve sınırlı olarak sadece tek banka hesabına e-haciz konulması yoluna gidilmesi mümkündür.

            Yine, kişinin hem gayrimenkulüne hem de farklı banka şubesindeki hesaplarına ayrı ayrı e-haciz talebi gönderilmesi de amacını aşan bir sonuca gittiği ölçüde kişi özgürlüklerine dokunan boyutu ile hukuka aykırı bir uygulamadır.

Bankalarda alacak ve hakkı bulunmayan kamu borçlusunun ileride doğabilecek alacaklarına yönelik olarak bankalara haciz bildirisi tebliğ edilmesi, ileriye matuf haciz uygulanan mükelleflerin ticari yaşamlarını olumsuz etkilemektedir. E-haciz uygulamasında özellikle 3. şahıslardaki alacaklara ilişkin bildirimlerde, mükellefin alacaklı olduğu tüm şahıslara haciz emiri elektronik ortamdan eş zamanlı olarak tebliğ edilebilmektedir. Borcun miktarı değerlendirmeye alınmaksızın, vergi idaresince tahsil edilmekte, fazla tahsil edilen paranın iadesi ise gecikmektedir.

             Tahsilat Genel Tebliği’nin 9. maddesinde yer alan düzenlemeye göre; bankacılık sisteminde, POS cihazı kullanan müşteri ile banka arasında yapılan sözleşmelere dayanan hesaplar banka ile müşterisi arasında devamlılık arz ettiğinden mütevellit her zaman için banka nezdinde alacak doğmasına müsait hesap olarak değerlendirilmekle bu hesaplara ileriye matuf olmak üzere haciz konulmasının mümkün olduğu hüküm altına alınmıştır.[29] Oysa ki; idarenin kendisine tanınan sınırların üzerinde bir takdir hakkı kullanımına işaret eden bu yönde bir düzenlemeye gitmesi temel hukuk düzenlemelerine aykırıdır. Gerek kamu alacağına ilişkin haciz hükümleri özelinde gerekse İcra İflas Kanunu düzenlemelerinde haczin ancak mevcut olan tutar üzerine uygulanması mümkündür. Bu esasa aykırı her tür uygulama ne yazık ki mükellefin haklarına dokunduğu ölçüde AİHS ve AY temelinde korunma altına alınmış olan kişi özgürlüğünün ihlaline sebebiyet verecektir.

            Mükellefin haciz bildirisini tebliğ alan bankaya herhangi bir borcu olmadığı halde kullanılabilir kredi limitlerine e-haciz uygulaması da bu uygulamanın aksayan yönlerinden birisidir. Örneğin eğitim kurumları ile yapılan anlaşmalar ile okul taksitlerinin ödenmesine yönelik olarak, öğrenim ücreti karşılığı kadar açılan krediler de, İdare’nin POS cihazına uyguladığı surette ileriye matuf uygulamaya konu edilebilmekte bu hali ile kamu borçlusu olmayan çocuğun, 3. şahsın eğitim hakkına tecavüz söz konusu olabilmektedir.

Mükellefin banka nezdiden hak ve alacağı bulunduğuna dair bir tespit yapılmadan haciz bildirilerinin elektronik ortamda tebliğ edilmesi de sorunlara neden olmaktadır. Her ne kadar İdare’ce, yukarıda atıfta bulunduğumuz Türkiye Bankalar Birliği’ne sunulan Özelge’de, haciz bildirisi öncesinde tespit yapılmasına ilişkin bir hükme yer verilmediğine yönelik açıklamada bulunulmuş ise de [30]; Danıştay [31] AATUHK m. 62 ve 79 uyarınca öncelikle tahsil dairelerince üzerine haciz uygulanacak hak ve alacakların tespit edilmesi, daha sonra her bir mükellef için ayrı ayrı borç tutarıyla sınırlı olarak haciz uygulamasına geçilmesinin gerektiğine hükmetmiştir.

E-haciz uygulamasında banka hesabına haciz uygulanan mükellefe ödeme emri tebliğ edilmeden haciz işlemine başlanılması durumu da uygulamada karşılaşılan sıkıntılardan bir diğeridir. Bu durumu önlemek için; tarh dosyasındaki mevcut adreslere[32] veya mükellefin MERNİS adreslerine ödeme emri tebliğ edilmesi gerekmektedir. Uygulamada böylesi bir bildirimde bulunulmaksızın haciz uygulaması ile karşılaştığını belirten mükellefler bulunmaktadır. Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde gerekli kaynağın elde edilmesi adına vergi ve diğer kamu alacaklarının takip ve tahsili için hukuki düzenlemeler ve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık sağlanmasının doğal olduğu kabul edilmekle birlikte, bu konuda bireylerin hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk devletinin vazgeçilmezlerindendir.[33] İdarenin bu işlemden kaynaklanan hukuka aykırılıkların ve/veya iptallerin önüne geçmesi buna ilişkin sistemine kontrol süreci eklemesi ile mümkün görülmelidir.

Öte yandan, yasal düzenlemelerce öngörüldüğü üzere; haczi kısmen ya da tamamen mümkün olmayan mallara haciz yürütülmesi hali de uygulamada görülmekte; bu bağlamda emekli maaşı veya çalışan işçinin ücretinin tamamına e-haciz konulması söz konusu olabilmektedir.

Oysa ki; AATUHK m. 71, İş Kanunu m. 35 düzenlemeleri bu yönde hacizleri yasaklamaktadır. AATUHK 71. maddesine göre; aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları  ve hâsılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler  kısmen haczolunabilir.  Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok, dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz. Çalışanlar açısından ise İş Kanunu’nun 35. maddesine göre; “İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak, işçinin bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hâkim tarafından takdir edilecek miktar bu paraya dâhil değildir. Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır.” 

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Tahsilat Müdürlüğü, 6183 Sa. Kanun ile ilgili olarak uygulama birliğinin sağlanması amacıyla daha önce yapılan tamimlerin güncellenmesi ve birleştirilmesine ilişkin açıklamalarında[34] emekli maaşlarına uygulanan hacizlere de değinerek; haciz tatbik edilen hesapların emekli maaş hesabı olduğunun iddia edilmesi durumunda, ödenen emekli aylığı tutarının belirlenmesi için borçlunun kimlik bilgileri ile SGK Başkanlığından bilgi talep edilmesi, cevabi yazıdan borçlu hakkında SSK hükümleri uyarınca emeklilik işleminin tesis edildiğinin bildirildiği durumlarda haczin kaldırılması, haciz tatbik edildiği tarihteki emekli maaşından daha yüksek bir tutarın mevcut olması halinde o ayki maaş tutarını aşan kısmın mevduat olarak kabul edilerek bankadan tahsil edildikten sonra haczin kaldırılması, SGK tarafından bildirilen emekli aylığının kanunda belirtilen oranlar dikkate alınarak hesap edilen kısmının bankada haczedilen tutardan düşülmesi, bulunan tutarın para çekme yazısı ile tahsil edilmesi, emekli aylığına kısmi haciz tatbik edildikten sonra hesap üzerindeki haczin kaldırılması gerektiği açıklanmıştır.

Aynı şekilde, dul yetim maaşları da vergi borcu dolayısıyla haczedilemeyeceği gibi mükellefin haline münasip sosyal konutu da vergi borcu dolayısıyla satılamaz. Dolayısıyla kanunlarda haczedilemez olarak sayılan menkuller yönünden sıkıntı yaşanmaması için öncelikle yerel vergi daireleri tarafından borçlu mükelleflere ait gelirler analiz edilmeli, haczi kabil olmayan kalemlerin e-haciz listesine dahil edilmesi gerekmektedir.

TAKBİS üzerinden uygulanan haciz işlemlerinde de bir takım sıkıntılar doğmaktadır. Borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceği ancak evin değeri fazla ise; bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabileceği, 6183 Sa. Kanun m. 70/11 hükmü ile düzenleme altına alınmıştır. Ancak lüks addedilerek haciz işlemine konu edilmiş bir takım gayrimenkuller yönünden yargıya yansıyan uyuşmazlıklarda,  öncelikle mükellef hakkında sosyo-ekonomik araştırma yapılmakta, takiben ilgili taşınmaz açısından kıymet takdirine gidilmekte, nihayet mükellefin eğitim, kültür, çocuk sayısı, gelir ve sağlık durumu da göz önüne alınmakla kişi özelinde ilgili taşınmazın, ‘borçlunun haline münasipliği’ tespit edilmektedir.[35] Dolayısıyla idarenin yürüttüğü işlem esasına ilişkin takdir hakkı bağımsız yargı eliyle denetlenmektedir.

4632 Sa. Kanun’un 5684 Sa. Kanun’un 41. maddesi ile değişik 17. maddesi 2. fıkrasında; ‘Bireysel emeklilik hesabındaki fon paylarından, atılımcının sistemde bulunduğu ay sayısı ile asgarî ücret tutarının çarpımına karşılık gelen birikim tutarı ve bu Kanunun 6. maddesi kapsamında bireysel emeklilik sisteminden emekli olanlara yapılan yıllık gelir sigortası ödemelerinin aylık ödemeye isabet eden miktarının nafaka borçları hariç olmak üzere asgari ücret tutarına kadar olan kısmı haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dahil edilemez…’ Buna göre, amme borçlularının 4632 sayılı Kanun kapsamındaki bireysel emeklilik hesaplarındaki birikimlerinin; henüz emeklilik hakkı kazanmamış olanların sistemde bulundukları ay sayısı ile haciz tarihinde geçerli brüt asgari ücret tutarının çarpımına karşılık gelen birikim tutarının üzerindeki kısmına, emeklilik hakkı kazanarak yıllık gelir sigortası çerçevesinde kendilerine maaş bağlanan veya hazırlanan bir program çerçevesinde düzenli ödeme yapılanların, bu şekildeki ödemelerin aylık ödemeye isabet eden miktarının aylık brüt asgari ücret tutarının üzerinde kalan kısmına, nafaka alacaklılarının hakları saklı kalmak üzere haciz tatbik edilecektir. Ancak, katılımcıların bireysel emeklilik sisteminden ayrılmaları halinde, sistemden alacakları tutarın, haczini engelleyen bir düzenleme bulunmadığından, amme alacağını karşılayacak kadar kısmının haczedilmesi mümkün bulunmaktadır. Diğer taraftan, bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat veya malûliyet nedeniyle ayrılanların devlet katkısı hesabındaki, hesabın tamamına hak kazanacağı, devlet katkısı hesabındaki tutarlardan hak kazanılan tutarlar sistemden ayrılma veya emeklilik durumunda katılımcıya ödeneceği dikkate alındığında hak kazanılma tarihlerinden önce emeklilik hesabında yer alan devlet katkısı tutarlarının haczedilemeyeceği tabiidir.[36]

AATUHK m. 70’de ise tamamen haczedilemeyecek mallar şu şekilde sayılmıştır; Devlet malları ile hususi kanunlarda haczi caiz olmadığı gösterilen mallar, Borçlunun şahsı ve mesleği için gerekli elbise ve eşyası ile borçlu ve ailesine gerekli olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası, vazgeçilmesi kabil olmayan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası (Pratikte, evde bir adet tv bulunduğu takdirde bu ihtiyaç sınıfında değerlendirilmek ile hazce konu edilememektedir. Aynı şekilde elektronik ev aletleri için de müdürlükler benzeri uygulamada bulunmaktadır), borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve taşıtları ve diğer teferruat ve tarım aletleri; çiftçi değilse sanat ve mesleği için gerekli olan alet ve edevatı ve kitapları; arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük taşıt sahiplerinin ancak geçimlerini sağlayan taşıt vasıtaları, borçlu veya ailesinin geçimleri için gerekli ise, borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları, borçlu ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ile borçlu çiftçi ise ayrıca gelecek mahsul için gerekli olan tohumluğu, borçlu bağ, bahçe veya meyve ve sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan bağ, bahçe ve bu işler için gerekli bulunan alet ve edevatı, malzemesi ve fide ve tohumluğu, geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan miktarda hayvan ile bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları, memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malul olanlara bağlanan emekli aylıkları ile bu kabil kimselerin dul ve yetimlerine bağlanan aylıklar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış ikramiyeleri, bir yardım sandığı veya derneği tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan aylıklar, vücut ve sağlık üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisi veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar, askerlik malullerine, şehit yetimlerine verilen harp malullüğü zammı ile 1485 sayılı kanun gereğince verilen tekel beyiyeleri, borçlunun haline münasip evi “ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabilir”, Harcırah Kanunu’na göre yapılan ödemeler, 2022 sayılı kanun uyarınca bağlanan aylıklar, 5754/56 Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; kurumlar vergisi kanununun 88. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.

E-haciz işleminin, haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibariyle 1 günlük uygulanması gerekirken hesaplara konan blokaj nedeniyle sürekli hale geldiği de uygulamada görülmektedir. Oysaki; Tahsilat Genel Tebliğ (2007 T. Seri: A, Sıra: 1) m. 9’da[37] yer alan düzenlemeye göre; ihtiyati haciz ve haciz bildirilerinin kamu borçlusunun tebliğ tarihinde muhatap banka nezdinde mevcut olan varlıklarını kavraması gerekmektedir. Uygulamada bankalar vergi dairesinden gelen talimatların ötesinde, hesaplara koyduğu blokajı sürdürmek eğilimindedirler. Bunun öncelikli nedeni, elbette ki; 3. şahıs olarak borcun sorumluluğu ile karşılaşmak, idarenin zararına işlemde bulunmak sureti ile sorumlu olmaktan çekinmek ise de; esasen haciz talebine ve yasal düzenlemelere aykırı surette sirayet eden ve hatalı bir bankacılık uygulaması haline gelen bu tür uygulamaların hesap sahiplerince açılacak tazminat davaları nedeni ile bankaların zararına neden olabileceği de göz ardı edilmemelidir. Bir güven kurumu olan bankanın müşterilerinin mağduriyetine sebebiyet verdiği ölçüde hacmi ve ömrünün kısalacağı da unutulmamalıdır.

3.2. SIKINTILARA İLİŞKİN ÖNERİLER

Gelir İdaresi, uygulamada yaşanan sıkıntıları en aza indirmek için 2015 yılında yayınladığı uygulama birliğinin sağlanmasına ilişkin duyurusunda[38] bir takım görüş ve açıklamalara yer vermiştir. Bunları şu şekilde özetlemek mümkündür;

  1. Mahsup, düzeltme, KDV ve ÖTV Kanunları gereğince tecil-terkin talepli vergi borçları, 6183 Sayılı Kanun, 6111 sayılı Kanun ve diğer mevzuat gereğince tecilli borçları, ödeme emrinin dava konusu edilmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilen borçları, alacağın tahsilinin ilgili Kanun uyarınca takibi mümkün olmayan borçlar dışındaki diğer vergi borçlarına e-haciz tatbik edilmesinin sağlanması gerektiğine işaret etmiştir.

Mahsup talebi olan ve vergi dairesinden alacaklı gözüken mükelleflerin banka hesabına blokaj konulmamalıdır. Herhangi bir konuda dosyasında mükellefin mahsup alacağı veya başka bir nedenden dolayı alacaklı gözükmesi halinde e-haciz uygulanmamalıdır. Hatalı tahakkuk veya terkini lazım gelen bir kalem dolayısıyla mükellef sehven borçlular listesine alınmamalı aynı şekilde VUK m. 116 ve 124 hükümlerine göre durumu idare tarafından tetkik aşamasında olan kimseler de borçluymuşçasına işleme tabi tutulmamalıdır. [39]

  1. E-haciz işlemlerinden sorumlu icra servisi personelinin E-VDO Yönetim Bilgi Sisteminin etkin olarak kullanılması sağlanmalıdır. Sistemde yer alan “Raporlar-İstatistikler/Liste ve İcmal Talepleri/Mükellef Hesap Kartı” menüsünde; “Gelen Evrak” sekmesinden mükellefin mahsup veya düzeltme talebini ihtiva eden dilekçesinin bulunup bulunmadığının, “KDV-ÖTV-Muhtasar ve Diğer Tecil” sekmesinden mükellefin tecil işlemlerinin olup olmadığının, “Düzeltme” sekmesinde KDV, Gelir Stopaj, Geçici Vergi gibi vergi nevilerinden reddiyat düzeltmelerinin bulunup bulunmadığının, “Emanet” sekmesinden mükellefin emanet hesaplarında alacağının bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi, hatalı e-haciz uygulanmaması hususunda gerekli araştırmalar titizlikle yapılması gereği rica olunmuştur.

E- haciz uygulanabilmesi için borçlu mükelleflere mutlak surette 6183 Sa. Kanunun 55. maddesine uygun ödeme emri tebliği zorunludur. VEDOP uygulamaları gereğince her vergi dairesi borçlu mükelleflerinin ünvanı, adı soyadı, kamu borcunun türü, tutarı, yılı, vadesi vb. bilgileri liste halinde elektronik ortamda bağlı bulundukları Vergi Dairesi Başkanlıklarına bildirir. Kendilerine borçlu mükellefle ilgili kapsamlı listeleri alan Vergi Dairesi Başkanlıkları/ Defterdarlıklar bu listeleri hemen elektronik ortamda Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Tahsilat Grup Müdürlüğü’ne bildirir. Buradan da Gelir İdaresi borçlu mükellefleri için Türkiye çapındaki bankaların genel müdürlüklerine bildirimde bulunur. Burada en önemli konu yerel vergi dairelerinin borçlulara ilişkin listesini hazırlarken mahsup talebi olan veya vergi dairesinden bir şekilde alacağı olan mükellefleri ayırıp, borçlular listesine dahil etmemeleri önem arz etmektedir.

  1. Faal mükelleflere e-haciz tatbik edilmeden önce görüşmeye davet edilerek öncelikli olarak vergi borçlarının tecil kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte faal mükelleflere aşağıda belirtilen hususların varlığı halinde e-haciz işlemi tesis edilecektir:

-davete icabet etmeyenlere,

-görüşme sonucunda herhangi bir mutabakata varılamayanlara,

-borçları tecil taksitlendirme yapılanlardan 2 taksitini ödemeyenlere.

  1. Hesaptan paranın çekilmesi işleminin tamamlanmasından sonra e-haciz kaldırılmalı, kalan borç bulunması halinde yasal prosedür uygulanarak e-haciz işlemi yenilenmelidir.

Öte yandan, diğer vergi dairelerinin de hacze iştiraki mümkün olup; 2007/4 Seri No.lu Tahsilat İç Genelgesi’nin 2. bölümünde; “… Amme borçlusunun mal varlığına haciz tatbik eden vergi dairesince borçlunun diğer vergi dairelerine de borcunun (kanuni temsilci ve ortak sıfatı olmasından kaynaklı sorumluluğu da dikkate alınarak) olup olmadığının bilgisayar kayıtlarından araştırılması gerekmektedir. Bilgisayar kayıtlarından bu yönde bir tespitin olması halinde, bu vergi dairelerine olan alacakların da tahsilini sağlamak amacıyla durum alacaklı diğer dairelere bildirilecektir.” denilmektedir.

Buna göre; yapılan sorgulamalar neticesinde, mükellefin borçlu bulunduğu vergi dairelerinin tespit edilmesi halinde ilgili vergi dairelerine borcun tahsili veya hacze iştirak edilmesine dair yazı yazılması gerekmektedir.

AATUHK m. 69 gereğince; hacizli malın bedelinden ilk önce haczi yapan dairenin alacağı tahsil olunur. Artanı hacze iştirak tarihi sırası ile alacaklarına mahsup edilmek üzere, hacze iştirak eden dairelere ödenir.

Bu noktada, elektronik ortam üzerinden yöneltilen haciz taleplerinin aynı tarihli olmaları halinde sıralarının ne surette işleneceğine ilişkin gündeme gelebilecek soruna uygun olarak Yargıtay;‘İcra memuru tarafından söz konusu hacizler uygulanırken birinin öne alınmasında fiili zorunluluk mevcuttur. Memurun birini öne almak suretiyle haciz uygulaması, UYAP sistemine haciz kaydı sonradan girilen alacaklıya karşı öncelik hakkı vermez. Aksi halin kabulü keyfi uygulamalara yol açabilir. Şikâyetçinin vekili vasıtasıyla, şikâyet olunanlarınkinden daha önceki bir zaman diliminde UYAP sistemi üzerinde elektronik ortamda haciz talebinde bulunduğu yönünde de bir iddia yargılama sırasında ve temyiz dilekçesinde ileri sürülmemiş olduğundan, mahkemenin, icra memuru tarafından aynı gün farklı zaman dilimlerinde uygulanan haciz işlemlerinin bir diğerine göre önceliği bulunmadığı ve bu hacizlerin aynı zamanda yapılmış sayılacağına dair gerekçesi yerindedir.’[40] yönünde hüküm kurmuştur.

Kanaatimizce, işlemlerin sisteme düşme sırası esas alınmak sureti ile giriş yapılması esası kabul edilmesi daha doğru bir uygulama olacaktır.

Diğer yandan, hacizlerin kaldırılmasına yönelik ilgili vergi daireleriyle yapılan yazışmaların ivedilikle sonuçlandırılması ve azami 3 günlük sürenin aşılmaması, 3 günlük süre içerisinde ilgili vergi dairelerinden cevap alınamaması veya yazışmaların sonuçlandırılamaması durumunda hacizlerin kaldırılması, konuya ilişkin yazışmalardaki gecikmelerden dolayı amme alacağının tahsil edilememesi veya teminat altına alınamaması durumundan ilgili vergi dairelerinin sorumlu olacağı, borçlu mükellefin bağlı bulunduğu vergi daireleriyle yapılan haciz kaldırma yazışmalarında; hacizlerin kaldırılmasında sakınca bulunup bulunmadığı hususunun açıkça belirtilmesi, haciz kaldırılacak araç veya gayrimenkule ait yapılmış olan tüm takip giderleri tahsil edildikten sonra haciz kaldırılmasına dikkat edilmesi gerektiği tabidir.[41]

Nitekim, Vergi daireleri işlem yönergesinin tam olarak elektronik sisteme uyarlanmamış olması, işlemin kesinleşmesinin vergi dairesi müdürünün onayına bağlanmış olması, para tahsil edildiği halde vergi dairesi müdürü haciz işlemini kaldırana kadar mükellefin bankalarda bulunan paralarının bloke kalmasına sebebiyet verebilmektedir. Oysa ki; alacak tahsil edildiği anda otomatik olarak tedbirin kaldırılması imkânı getirilmesi halinde, tüm 3. Şahıslardaki tüm alacakların haczinin de önüne geçilmek sureti ile mükellefin aleyhine uygulamaların yaşanmasının önüne geçilebilecektir. [42]

Diğer yandan kanuni temsilcilerin malları üzerine uygulanacak haciz işlemleri öncesinde de, öncelikle ilgili borcun şirket alacak ve haklarından karşılanmasına gidilmesi gerekmektedir.

Vergi Mahkemesi konuya ilişkin kararında; ‘..dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, şirket hakkında yapılmış malvarlığı araştırmasını gösteren herhangi bir belge görülmediği gibi, şirketin veya ortaklarının şirket borçlarından dolayı kaçabileceğini veya mallarını kaçırabileceğine ilişkin hiçbir bilgi ve belge de bulunmadığı görülmektedir. Anılan maddenin ilgili bendi, idarelerin hiçbir gerekçe göstermeden, somut verilere dayanmadan, böyle bir karar alınmasını gerektirecek ne gibi ihtimallerin bulunduğunu dahi açıklamadan, salt mükellefin borcunun miktarı itibari ile fazla olması nedeni ile her durumda uygulanabilecek bir tedbir olmadığı açıktır.’ [43] yönünde hüküm kurmuştur.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesi’nin AATUHK mük. 35. maddesinin 5 ve 6 fıkralarının iptaline ilişkin kararı sonrasında, kanuni temsilcilerin vergi alacağına bağlı sorumluluğunu belirlerken, kusur ilkesi esası çerçevesinde hareket edilmesi gerektiği de açıktır. Bu nedenle ilgililerin tespitinde sistem üzerinden Ticaret Sicil Odası’na başvurmak sureti ile güncel kayıtların edinilmesi ve bunlar üzerinden hareket edilmesi uygun olacaktır.

Bu yönde herhangi bir araştırma olmaksızın kanuni temsilcinin[44] mal varlığına yönelen ihtiyati haciz işleminin de tedbir niteliğinin kalmayacağı açıktır. Nitekim Yargıtay bu duruma işaret eden kararında;‘…iflasın ertelenmesi davasında borçlu şirket hakkında verilen tedbir kararı ile tüm takiplerin durdurulmasına ve yeni takip yapılmamasına karar verildiğini iddia ederek borçlu şirketin banka hesaplarına konulan hacizlerin kaldırılmasını istediği, mahkemece, şikayet kabul edilerek hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. ..Davacı şirketin banka hesapları üzerine dava tarihinden önce olan borçları nedeniyle haciz, elektronik haciz, bloke uygulanmasının tedbiren durdurulmasına” karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda Ticaret Mahkemesi’nin tedbir kararına göre, tedbir tarihinden önce borçlunun banka hesapları üzerindeki haciz, elektronik haciz ve blokenin tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden hesaplar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilemez.’ yönünde hüküm kurmuştur. [45]

SONUÇ

            Teknolojik gelişmelerin insanların yaşam biçimlerini de değiştirdiği günümüzde kabul edilen toplumsal bir gerçektir. İdari işlemlerin takibinde devlet tarafından sağlanan internet tabanlı sistemlerin kullanılması, kamu alacağının tahsili sürecinde bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu bağlamda idarenin vergi mükelleflerine iletişim için (zorunlu kıldığı) e-posta adresi üzerinden yönelteceği tebligatı takiben, yasal süre sonrasında ödeme emrinin tebellüğ edildiği kabul olunmak ile e-devlet projesinin diğer ortakları olan TAKBİS, UYAP, MERNİS gibi sair projeler ve nihayet özel anlaşmalar ile Bankalar Birliği ile bütünleşik surette mükellefin mal varlığını sorgulayıp elektronik ortam üzerinden haciz ve tahsil sürecini işletebilmesi vergi idaresi için neredeyse bir hayalin gerçeğe dönmesi olarak değerlendirilebilir.

            Ancak bu uygulamanın hukukun temel ilkelerine ve yasal düzenlemelere aykırı sonuçlara neden olabileceği de düşünülerek gerekli düzenlemelerin idari değil yasal anlamda yapılması ve yaşanan sıkıntıların en aza indirilmesi ve önlenmesi amaç edinilmelidir.

            Yasamanın yavaşlığından dert yanana idarenin düzenlemeye gittiği haller için; İdare’nin tüm eylem ve işlemlerinde hukuka bağlı olduğu, bunun Anayasa’nın değiştirilmez ilkelerinden “Hukuk Devleti” ilkesinin bir gereği olarak yargı bağımsızlığı ile korunduğunu unutmaması esas kabul edilmelidir.

Uygulamada yaşanan aksaklıkların çoğunlukla aşılması halinde, sitemin devletin tahsil edemeyeceği alacaklara kavuşması yönünden faydaları olacağı muhakkaktır.  Bu bağlamda vatandaşların da beklenen basiret ölçütüne uygun davranma, vergi idaresince verilen e-posta hesabını kontrol ve yasalara uygun surette hareket etmek ile sorumlu olduğu unutulmamalıdır.

KAYNAKÇA

Arıkan Vural, Hayırlı İşler Beyler, Tekin  Yayınevi, 1. Basım, 1986 İstanbul aktaran Alpaslan Mustafa, Kaya Eda, E-Haciz Uygulamalarında, Ortaya Çıkan Sorunlar, Banka ve Finans Hukuku Dergisi Cilt: 1 Sayı: 1  Yıl: 2012, Çevrimiçi, http://bit.ly/1TcX2QY, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

Arıoğlu, Osman, E-Haciz Uygulaması ve Bazı Riskleri, 07.08.2015, Çevrimiçi, http://bit.ly/1pUKWnT , Erişim Tarihi: 12.04.2016.

 Ay Hakan, Alpaslan Mustafa, Kaya Eda, Vergi Uygulamalarında E-Tebligat ve E- Haciz, Seçkin Yayın evi, Ocak 2016.

Bektaş, İsmail, Celal Bayar Üniversitesi Öğrenci İşleri E-Devlet Uygulamasının Kamu Tasarrufu Üzerindeki Etkisi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2010, s.48-49, Çevrimiçi, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/, Erişim Tarihi: 10.04.2016.

Doğan, Uğur, Elektronik Vergisel Uygulamalar, TÜRMOB Yayınları – 467, Mayıs 2014.

GİB 2009:105 aktaran, Hepaksaz Engin, Hayrullahoğlu Betül,E-Devlet Kapsamında VEDOP Uygulamaları ve E-Haciz, Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, Cilt: 3, No: 2, 2011, Çevrimiçi, http://bit.ly/1SD0Rmk, Erişim Tarihi: 21.04.2016

Tezel Adnan, ‘Vergi Yargısında Güncel Hukuk Problemleri Tebliğler’, İstanbul 2015, Legal.

Yiğit Şakar, Ayşe, Türkiye’de E-Devlet Uygulamalarının Vergi Hukuku Alanına Yansımaları: E-Haciz Uygulaması ve Karşılaşılan Sorunlar, Mali Çözüm Dergisi, Temmuz – Ağustos 2011, Çevrimiçi, http://bit.ly/1NL7wdW, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

Gelir İdaresi Başkanlığı, B.07.1.GİB.0.06.37/3760-3539-97674 Sa. ve 02.11.2007- 097674 Tarihli Özelge, Çevrimİçi, www.gib.gov.tr, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

GİB Faaliyet Raporu, Çevrimiçi, http://www.gib.gov.tr/fileadmin/user_upload/yayinlar/2007_Faaliyet_Raporu.pdf), Erişim Tarihi: 24.04.2016.

Gelir İdaresi Başkanlığı B.07.1.GİB.0.06.37/3760-3539 Sa. Çevrimiçi, www.gib.gov.tr, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Tahsilat Müdürlüğü’nün, 6183 Sa. Kanun ile ilgili olarak uygulama birliğinin sağlanması amacıyla daha önce yapılan tamimlerin güncellenmesi ve birleştirilmesi, 20.02.2015 tarihli açıklamaları, Çevrimiçi,  http://bit.ly/1SCO5nX , Erişim Tarihi: 20.04.2016.

Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra: 1, Çevrimiçi, www.gib.gov.tr, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

Tahsilat Genel Tebliğ (2007 T. Seri: A, Sıra: 1) Çevrimiçi, http://bit.ly/24evaHF, Erişim Tarihi: 19.04.2016.

440 Seri No.’lu Tahsilat Genel Tebliğ, Çevrimiçi, www.gib.gov.tr, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

E-Haciz paket döngüsü Resim – 3, Çevrimiçi, http://bit.ly/1pVs5cq, Erişim Tarihi: 20.04.2016.

E-Haciz talebinin gönderilmesi Resim – 1, Çevrimiçi, http://bit.ly/1pVs5cq, Erişim Tarihi: 20.04.2016.

Anayasa Mahkemesi’nin 2014/144 E., 2015/29 K., 19.3.2015 T. Çevrimiçi, http://bit.ly/1rqqSeB,  Erişim Tarihi: 24.04.2016.

Yar. 12 HD. E. 2013/25199 E.,  2013/34853 K.,  05.11.2013 T. Çevrimiçi, http://bit.ly/1rtdfLy, Erişim Tarihi: 23.04.2016. Çevrimiçi, http://bit.ly/1rtdfLy, Erişim Tarihi: 23.04.2016.

Yar. 4. CD. 2015/22416 E.,  2015/37579 K.,  11.11.2015 T., Çevrimiçi, http://bit.ly/1rtdfLy, Erişim Tarihi: 23.04.2016. Çevrimiçi, http://bit.ly/1rtdfLy, Erişim Tarihi: 23.04.2016.

Yar. 17. HD. 2014/7459 E.,  2015/14933 K.,  24.12.2015 T., Çevrimiçi, http://bit.ly/24vuavl, Erişim Tarihi: 23.04.2016.

Yar. 23. HD. 2014/444 E.,  2014/3942 K.,  21.05.2014 T.  Çevrimiçi, http://bit.ly/1QQYcjx , Erişim Tarihi: 23.04.2016.

İzmir 4. Vergi Mahkemesi 2009/692 E., 2009/769 K., 08.07.2009 T.. , İzmir 4 Vergi Mah. 2010/1387 E., 2010/1619 K. 15.10.2010 T., İzmir 4 Vergi Mahkemesi 2008/1881 E., 2010/503 K., 14.04.2010 T. (aktaran; Ay Hakan, Alpaslan Mustafa, Kaya Eda, Vergi Uygulamalarında E-Tebligat Ve E-Haciz, Seçkin Yayınları, Ocak 2016.)

Dan. 4D. 2007/2327 E., 2007/2952 K. 27.09.2007 T., Çevrimiçi, www.kazanci.com, Erişim Tarihi: 19.04.2016.

Dan. 7D. 1998/2113 E., 2000/561 K., 22.02.2010 T. Sa. kararı da bu yöndedir, çevrim içi, www.kazanci.com, Erişim Tarihi: 19.04.2016.

Dan. 9D. 2005/5079 E., 2007/2349 K., 20.06.2007 T., Çevrimiçi, www.kazanci.com, Erişim Tarihi: 19.04.2016.

DVDDGK 2009/212 E., 2009/456 K., 23.10.2009 T., Çevrimiçi, www.kazanci.com, Erişim Tarihi: 19.04.2016.


[1] Aksine bir hüküm bulunmadıkça AATUHK da yazılı tebliğlerin yapılmasında AATUHK m. 8 hükmü gereğince VUK m. 93-109 hükümleri uygulanır.

[2] Gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir. Tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.  Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğ ile ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir (VUK m. 107/A).

[3]  440 Seri No.’lu Tahsilat Genel Tebliğ, Çevrim içi, www.gib.gov.tr, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

[4] Tahsilat Genel Tebliğ Seri: A Sıra: 1

[5] Alacağın zamanında ödenmesini sağlamak üzere, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasına ihtiyati haciz denir.  6183 Sa. Kanun 9 ve 13. maddelerine temas eden bir halin varlığında ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz uygulanabilir. İhtiyati Haciz aşağıda yer alan koşulların varlığı halinde hiçbir süre ile sınırlı olmaksızın alacaklı kamu idaresinin mahalli en büyük memurunun kararı ile haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal tatbik olunabilir.1- Teminat istenmesini gerekli hallerin varlığı halinde, 2- Borçlunun ikametgahı yoksa, 3- Borçlunun kaçma ihtimali varsa, 4- Borçlunun edindiği malları dolaylı yollardan kaçırma ihtimali varsa, 5- Borçludan teminat istendiği halde teminat göstermezse ya da geçerli bir kefil bulamamışsa, 6-  İptali istenen muamele ve tasarrufun mevzuunu teşkil eden mallar, bu mallar elden çıkarılmışsa elden çıkaranın diğer malları hakkında uygulanmak üzere, yasaya göre hükümsüz sayılan ivazsız tasarruflar veya hükümsüz sayılan diğer tasarruflar veya kamu alacağının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla yapılan tasarruflar varsa, yukarıdaki koşullardan birinin mevcudiyeti halinde alacaklı kamu idaresi tarafından haczin nasıl yapılacağına dair hüküm verilir.

Öte yandan inceleme neticelendikten sonra ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuktan söz edilemez. DVDDGK 2009/212 E., 2009/456 K., 23.10.2009 T. , Çevrim İçi, www.kazanci.com, Erişim Tarihi: 19.04.2016. İzmir 4 Vergi Mah. 2010/1387 E., 2010/1619 K. 15.10.2010 T., aktaran Ay Hakan, Alpaslan Mustafa, Kaya Eda, Vergi Uygulamalarında E-Tebligat ve E- Haciz, Seçkin Yayın evi, Ocak 2016, s. 36-37.

[6] Haczedilen mallara karşı istihkak iddiasında bulunanların, haczi yapan tahsil dairesinin bulunduğu yer hukuk mahkemelerinde dava açmaya hakkı vardır. Alacaklı amme idaresi bildirim tarihinden itibaren 15 gün içersinde dava açmadığı takdirde istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır (AATUHK m. 67). Bu sırada takibin tehiri mahkemeden talep edilmiş ise, teminat alınmak sureti ile bu yönde karar verilebilir. Davanın reddi halinde dava konusunu oluşturan hacizli malın değerinin %10’u tutarında tazminata hükmolunur (Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra: 1).

[7] Aynı şekilde, daha kolay paraya çevrilme olasılığı bulunan malların haczine öncelik verilmesi gerekir (Tahsilat Genel Tebliğ Seri: A Sıra: 1, Çevrim içi, www.gib.gov.tr, Erişim Tarihi: 12.04.2016.).

[8] AATUHK m. 62/3.

[9] Gelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun, Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun.

[10] GİB 2009:105 aktaran, Hepaksaz Engin, Hayrullahoğlu Betül,E-Devlet Kapsamında VEDOP Uygulamaları ve E-Haciz, Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, Cilt: 3, No: 2, 2011, Çevrimiçi, http://bit.ly/1SD0Rmk, Erişim Tarihi: 21.04.2016.

[11] Yar. 17. HD. 2014/7459 E.,  2015/14933 K.,  24.12.2015 T. kararı, Çevrimiçi, http://bit.ly/24vuavl, Erişim Tarihi: 23.04.2016.

[12]Gelir İdaresi Başkanlığı B.07.1.GİB.0.06.37/3760-3539 Sa., Çevrim içi, www.gib.gov.tr, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

[13] E-Haciz talebinin gönderilmesi Resim -1, Çevrim içi, http://bit.ly/1pVs5cq, Erişim Tarihi: 20.04.2016.

[14] E-Haciz paket döngüsü Resim-3, Çevrim içi, http://bit.ly/1pVs5cq, Erişim Tarihi: 20.04.2016.

[15] İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Tahsilat Müdürlüğü’nün, 6183 Sa. Kanun ile ilgili olarak uygulama birliğinin sağlanması amacıyla daha önce yapılan tamimlerin güncellenmesi ve birleştirilmesine ilişkin 20.02.2015 tarihli açıklamalarında; ‘Mükelleflere e-haciz işlemi uygulanırken kotanın etkin bir şekilde kullanılması açısından, sırasıyla;  a. Zamanaşımının son yılında borçları bulunan idari gayri faal ve terk mükelleflere, b. 1.000,00- TL üzeri ve zamanaşımının son yılında borçları bulunan faal mükelleflere, c. 1.000,00- TL altında ve zamanaşımının son yılında borçları bulunan faal mükelleflere,  d. İdari gayri faal ve terk mükelleflerin tamamına, e. Faal mükelleflerin ise 1.000,00- TL üzerinde borçları bulunanlara, haciz tatbik edilecektir’ denilmektedir. Çevrim içi,  http://bit.ly/1SCO5nX, Erişim Tarihi: 20.04.2016.

[16]  Doğan, Uğur, Elektronik Vergisel Uygulamalar, TÜRMOB Yayınları – 467, Mayıs 2014, s.75.

[17] Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, kamu borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edilebileceği gibi Maliye Bakanlığı’nca belirlenen tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Haciz bildirisi, bankanın genel müdürlüğüne tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir.

Maliye Bakanlığı’nca yayınlanan Tahsilat Genel Tebliği (Seri: A, Sıra: 1) ile Devlete ait kamu alacakları için, takip konusu kamu alacağının fer’ileri ile birlikte 50.000,00-TL ve üzerinde, İl Özel İdareleri ve Belediyelere ait kamu alacakları için 10.000,00-TL ve üzerinde olması halinde bankaların genel müdürlüklerine tebliği öngörülmüştür. Bu kapsam dışında kalıp posta yoluyla yapılacak tebligatlarda; haciz bildirilerinin her kamu borçlusu için ayrı ayrı düzenlenmesi, haciz bildirisine konu kamu alacağı aslı ve fer’ilerinin toplamının dikkate alınması, haciz bildirilerinin banka genel müdürlüklerine 7 günlük süre içinde cevap verilmesini engelleyecek şekilde topluca gönderilmemesi gerekmektedir. Öte yandan, Protokol imzalamayan bankalara da kağıt ortamında haciz bildirisi gönderileceği tabidir.

[18] İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Tahsilat Müdürlüğü’nün, 6183 Sa. Kanun ile ilgili olarak uygulama birliğinin sağlanması amacıyla daha önce yapılan tamimlerin güncellenmesi ve birleştirilmesine ilişkin açıklamalarında; İstanbul içindeki yüksek tutarlara ilişkin para isteme yazılarının mutlak suretle memur eliyle bankaya tebliğinin sağlanarak EFT işlemlerinin hızlandırılmasının sağlanması, EFT masrafını karşılamayacak kadar küçük tutarların İstanbul içinde memur eliyle diğer illerde niyabetten tahsilinin sağlanması gerekeceği belirtilmiştir.

[19] İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Tahsilat Müdürlüğü’nün, 6183 Sa. Kanun ile ilgili olarak uygulama birliğinin sağlanması amacıyla daha önce yapılan tamimlerin güncellenmesi ve birleştirilmesine ilişkin 20.02.2015 tarihli açıklamalarında; para tutarı bulunan ancak DHA bildirimi de bulunan hallerde,  mevduat hareketlerini ve DHA şerhlerinin dayanağı olan icra müdürlüğü haciz bildirisi, kredi sözleşmesi, kredili hesap sözleşmesi, çek sözleşmesi vb. bilgi ve belgelerin istenerek tetkik edilmesi, bankanın haciz tatbik etmekten kaçınmak gayesiyle rehin hakkını kötüye kullandığı ya da kullanıldığının varsayıldığı hallerde, ilgili kurum veya kuruluşlar hakkında 6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi uyarınca dava açılması gerektiğini belirtmektedir.

[20] İtiraz süresinin geçirilmesi halinde, 3. şahıs haciz bildirisinin tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla kamu borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece AATUHK m. 10 ‘da sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil dairesince verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir. Davasında haksız çıkan 3. şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın %10’u tutarında ayrıca inkâr tazminatına hükmedilir.

[21] Yar. 4. CD. 2015/22416 E.,  2015/37579 K.,  11.11.2015 T., Çevrimiçi, kazanci.com, Erişim Tarihi: 23.04.2016.

[22] Yiğit Şakar, Ayşe, Türkiye’de E-Devlet Uygulamalarının Vergi Hukuku Alanına Yansımaları: E-Haciz Uygulaması ve Karşılaşılan Sorunlar, Mali Çözüm Dergisi, Temmuz – Ağustos 2011, Çevrim içi, http://bit.ly/1NL7wdW , Erişim Tarihi: 12.04.2016.

[23] Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.  Elektronik tebligat (e-tebligat), Tebligat Kanun’unda belirlenen tebligat çıkarmaya yetkili merciler tarafından elektronik ortamda hazırlanan tebligatların e-tebligat Yönetmeliğine uygun olarak değiştirilemez ve inkâr edilemez bir şekilde kayıtlı elektronik posta yoluyla alıcılarına iletilmesidir. E-tebligat sistemine, Kamu Kurum ve Kuruluşları ile tüzel ve özel tüm kişiler üye olabilecektir. Bu sistemde Tebligat Kanunu’nda tebliğ çıkarmaya yetkili kılınan mercilere elektronik tebligat gönderebilecek olup; muhataplar elektronik tebligat alabileceklerdir. Mükellefin borcundan haberdar olabilmesi için; mükelleflerin şu anda kullandığı internet vergi dairesi sistemi içersinde bir hesabı olacak ve tebligatlar, bu sistem üzerinden muhatabına ulaştırılacaktır. Buraya bir tebligat yapıldığında, mükellefin sisteme kayıtlı cep telefonuna ve farklı bir e-posta adresine de bir bildirim gidecek ve mükellefler sistem üzerinden kendilerine e-tebligat gönderildiğinde haberi olacaktır. VUK m. 107/A’ya 6637 sa. Torba Kanun ile eklenen hükümle; ‘Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.’ İfadesine yer verilmiştir. Bu halde mükellefler için internet vergi dairelerinde oluşturulan, hesaplar üzerinden tanımlanan e-posta adreslerine gönderilecek elektronik posta iletisi ile mükellefe; vergi veya ceza borçları ve diğer yükümlülüklerine yönelik tebligatlar, gönderim tarihini izleyen 5. günün sonunda yapılmış sayılacaktır. (Tezel Adnan, Vergi Yargısında Güncel Hukuk Problemleri Tebliğler, İstanbul 2015, Legal, s. 50-52)

[24] V. Devletin temel amaç ve görevleri başlıklı AY 5. madde; ‘Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.’ hükmünü içermektedir.

[25] Tezel Adnan, a.g.e., s. 82.

[26] Dan. 9D. 2005/5079 E., 2007/2349 K., 20.06.2007 T., Çevrimiçi, www.kazanci.com, Erişim Tarihi: 19.04.2016.

[27] Arıkan Vural, Hayırlı İşler Beyler, Tekin  Yayınevi, 1. Basım, 1986 İstanbul aktaran Alpaslan Mustafa, Kaya Eda, E-Haciz Uygulamalarında, Ortaya Çıkan Sorunlar, Banka ve Finans Hukuku Dergisi Cilt: 1 Sayı: 1  Yıl: 2012, Çevrim İçi, http://bit.ly/1TcX2QY, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

[28] Gelir İdaresi Başkanlığı, B.07.1.GİB.0.06.37/3760-3539-97674 Sa. ve 02.11.2007- 097674 Tarihli Özelge, Çevrim İçi, www.gib.gov.tr, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

[29] Seri: A, Sıra: 1 no.’lu Tahsilat Genel Tebliği; ‘6183 Sa. Kanun m. 79 gereğince haczedilecek maaş, ücret, kira, istihkak alacakları gibi süreklilik arz eden alacak borç ilişkisi bulunması halinde ileriye matuf haciz yapılması gerektiği tabidir.’ ifadesine yer vermiştir. Çevrimiçi, http://bit.ly/24evaHF, Erişim Tarihi: 19.04.2016.

[30] Dan. 7D. 1998/2113 E., 2000/561 K., 22.02.2010 T. Sa. kararı da bu yöndedir. Çevrimiçi, www.kazanci.com, Erişim Tarihi: 19.04.2016.

[31] Dan. 4D. 2007/2327 E., 2007/2952 K. 27.09.2007 T., Çevrimiçi, www.kazanci.com, Erişim Tarihi: 19.04.2016.

[32]  VUK m. 101; Bu kanuna göre bilinen adresler şunlardır: ‘1. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler; 2. Adres değişikliğinde bildirilen adresler; 3. İşi bırakmada bildirilen adresler; 4. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler; 5. Yoklama fişinde tespit edilen adresler; 6. İtiraz ve temyiz dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler; 7. Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen adresler (İlginin tutanakta imzası bulunmak şartı ile); 8. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tespit edilen adresler. Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı nazara alınır’.  VUK m. 102/6; ‘Muhatap tebellüğden imtina ederse tebliğ edilecek evrak önüne bırakılmak suretiyle tebliğ edilir. Yukarı ki fıkralarda yazılı işlemler komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden bir veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz’edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunur.’  VUK m. 103; ‘Aşağıda yazdı hallerde tebliğ ilân yolu ile yapılır: 1. Muhatabın adresi hiç bilinmezse; 2. Muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse; 3. Başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkân bulunmazsa; 4. Yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkân bulunmazsa.’ VUK m. 108; ‘Tebliğ olunan vesikalar, esasa müessir olmayan şekil hatalarından dolayı hukuki kıymetlerini kaybetmezler; yalnız vergi ihbarı ile ilgili vesikalarda mükellefin adının, verginin nev’i veya miktarının, itiraz veya temyiz sürelerinin hiç yazılmamış olması veyahut bu vesikaların görevli bir makam tarafından tanzim edilmemiş bulunması vesikayı hükümsüz kılar.’

[33] Tezel Adnan, a.g.e., s. 83.

[34] İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Tahsilat Müdürlüğü, 6183 Sa. Kanun ile ilgili olarak uygulama birliğinin sağlanması amacıyla daha önce yapılan tamimlerin güncellenmesi ve birleştirilmesine ilişkin 20.02.2015 tarihli açıklamaları, Çevrim İçi,  http://bit.ly/1SCO5nX , Erişim Tarihi: 20.04.2016.

[35] İzmir 4 Vergi Mahkemesi 2008/1881 E., 2010/503 K., 14.04.2010 T. aktaran Ay Hakan, Alpaslan Mustafa, Kaya Eda, a.g.e.

[36] Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra: 1, Çevrimiçi, www.gib.gov.tr, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

[37] Tahsilat Genel Tebliğ 2007 T. Seri: A, Sıra: 1, Çevrimiçi, http://bit.ly/24evaHF, Erişim Tarihi: 19.04.2016.

[38] İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Tahsilat Müdürlüğü’nün, 6183 Sa. Kanun ile ilgili olarak uygulama birliğinin sağlanması amacıyla daha önce yapılan tamimlerin güncellenmesi ve birleştirilmesi, 20.02.2015 tarihli açıklamaları, Çevrimiçi,  http://bit.ly/1SCO5nX, Erişim Tarihi: 20.04.2016.

[39] Ay Hakan, Alpaslan Mustafa, Kaya Eda, a.g.e., s. 36-37.

[40] Yar. 23. HD. 2014/444 E.,  2014/3942 K.,  21.05.2014 T., Çevrimiçi, http://bit.ly/1QQYcjx, Erişim Tarihi 23.04.2016.

[41] İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Tahsilat Müdürlüğü’nün, 6183 Sa. Kanun ile ilgili olarak uygulama birliğinin sağlanması amacıyla daha önce yapılan tamimlerin güncellenmesi ve birleştirilmesi, 20.02.2015 tarihli açıklamaları, Çevrimiçi,  http://bit.ly/1SCO5nX, Erişim Tarihi: 20.04.2016.

[42]Arıoğlu, Osman, E-Haciz Uygulaması ve Bazı Riskleri, 07.08.2015, Çevrimiçi, http://bit.ly/1pUKWnT, Erişim Tarihi: 12.04.2016.

[43] İzmir 4. Vergi Mahkemesi 2009/692 E., 2009/769 K., 08.07.2009 T..  aktaran Ay Hakan, Alpaslan Mustafa, Kaya Eda, a.g.e.

[44]Anayasa Mahkemesi 2014/144 E., 2015/29 K., 19.03.2015 T., Çevrimiçi, http://bit.ly/1rqqSeB,  Erişim Tarihi: 24.04.2016.

[45] Yar., 12 HD. E. 2013/25199 E.,  2013/34853 K.,  05.11.2013 T.,Çevrim içi, http://bit.ly/1rtdfLy , Erişim Tarihi: 23.04.2016.