Nisan 8

Yapay Zekanin Hukuki Boyutu

Bu makale Gazi Üniversitesi Bilişim Enstitüsü Adli Bilişim Anabilim Dalı Adli Bilişim Yüksek Lisans Programı kapsamında 2014 yılında incelemeye sunulmuştur.

Çalışmamız içerisinde yapay zeka kelimesinin tekrarından kaçınmak için yer yer uygulama kelimesine yer verilmiştir. 

ÖZET 

Çalışmamızda, günümüzde yaygınlaşan teknolojik araçlarının evrimsel açıdan ulaştığı en güncel nokta olan yapay zekâ uygulamalarının hukuksal düzlem kapsamında nasıl değerlendirilebileceği araştırılmıştır. 

Teknolojinin yaygınlaşması ile kullanımı imkânı da artmakta, ilerleme hızı ucuzlayan maliyet ve insanların alışma ivmesi de birlikte değerlendirildiğinde bilişim teknolojilerinin kullanımına rağbet de artmaktadır. Bu teknolojilerin içerisinde insan aklını taklit eder surette karar alıp uygulayan ve belirli programlanmış konularda eylemde bulunan hatta bu eylemlerinden çıkarsamada bulunarak deneme yanılma yordamı ile uygun sonuca ulaşan sistemlerin yeri de belirginleşmektedir. Yapay zekâ2 kavramı ilk önceleri bilim kurgu hikâye ve senaryoları ile topluma sunulmuş olmasına karşın günümüzde çok daha farklı boyutlar ile insanların hizmetine sunulmaktadır. 

Yapay zekâ uygulamalarının gelecekte insan hayatında daha etkin rol oynayacağı varsayımında, bu uygulamalara ilişkin doğacak muhtemel uyuşmazlık ya da sorunların çözümünün de hukuki anlamda düzenlenmesi ihtiyacı doğacağı açıktır. 

Çalışmamızda; yapay zekâ sistemlerinin hangi hukuk alanları içerisinde değerlendirilebileceği tartışılarak; fikri haklar, medeni hukuk, borçlar hukuku, ceza hukuku disiplinleri üzerinden sunulan örnekler ile muhtemel senaryolar açıklanmaktadır.

GİRİŞ 

Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmelerin sonucunda, bilişim sistemlerinin çok çeşitli alanlarda kullanımı imkânı da beraberinde gelmiştir. Bu alanlar arttığı gibi insanların kullanım alışkanlığı da artmakta, kullanım alışkanlığı ile birlikte teknoloji yaygınlaşmakta ve hızla gelişmektedir. Bu gelişimi çoğu zaman hukuk ancak seyirci olarak izlemekte, yargıya yansıyan uyuşmazlıklar beraberinde çözüm sunmak için kolları sıvamaktadır. Yaşanan sorunların tespiti ile çözümü arasında ülkemizde ne yazık ki çok uzun bir süre geçtiği görülmektedir. Geçen bu sürede, ülkemiz mevzuatının yetersiz kaldığı hatta ceza hukuku açısından kanunsuz suç olmaz ilkesi gereğince bir takım haksız fiillerin de suç kapsamında yer almadığından bahisle cezasız kaldığı dahi görülebilmektedir. Hukuk düzenlemelerinin yasalaşması sürecinin hantallığı ve iktidarın algısına bağlanmış yapısı nedeni ile ne yazık ki; günümüz sorunlarına kısmen ışık tutabildiği görülmektedir. 

Çalışmamızın konusu olan ‘Yapay Zekânın Hukuki Boyutu’ henüz hukukumuzda araştırılmamış bir alandır. Ancak genel hukuk kuralları kapsamında yorumlamaya gitmek ve muhtemel sıkıntılara ilişkin çözümler üretmek de her zaman için mümkündür. 

Çalışmamızda öncelikle, ‘Yapay Zekâ’ kavramını açıklayacak, takiben yapay zekâ uygulamalarının hangi hukuk disiplinleri kapsamında nasıl değerlendirilebileceğini örnekler aracılığı ile izah etmeye gayret edeceğiz.

YAPAY ZEKÂNIN HUKUKİ BOYUTU 

Yapay Zekâ Kavramının Açıklanması: 

Yapay zekâ, insanlarda zekâ ile ilgili zihinsel fonksiyonları bilgisayar modelleri yardımıyla inceleyip, bunları formel hale getirdikten sonra yapay sistemlere uygulamayı amaçlayan bir araştırma alanıdır. 

Yapay zekâ” terimi ilk olarak, önemli yapay zekâ programlama dillerinden biri olan LISP’i geliştiren ve yapay zekâ alanındaki öncülerden biri olan John McCarthy tarafından 1956 yılında ortaya atılmıştır.[1] 

Yapay Zekâ; bir bilgisayar ya da bilgisayar denetimli bir makinenin, genellikle insana özgü nitelikler olduğu varsayılan; 

 akıl yürütme, 

 anlam çıkartma, 

 genelleme, 

 geçmiş deneyimlerden öğrenme gibi yüksek zihinsel süreçlere ilişkin görevleri 

yerine getirme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. 

Slage’ye göre yapay zekâ; sezgisel programlama temelinde olan bir yaklaşımdır. Tesler’e göre ise yapay zekâ; şu ana kadar yapılamayanlardır. [2] 

Özetle, yapay zekâ, insan zekâsına özgü olan, algılama, öğrenme, çoğul kavramları bağlama, düşünme, fikir yürütme, sorun çözme, iletişim kurma, çıkarsama yapma ve karar verme gibi yüksek bilişsel fonksiyonları veya otonom davranışları sergilemesi beklenen yapay bir işletim sistemidir. Bu sistemden aynı zamanda düşüncelerinden tepkiler üretebilmesi (eyleyici Yapay Zekâ) ve bu tepkileri fiziksel olarak dışa vurabilmesi de beklenmektedir. [3] 

Yapay zekâ, makinelerin karmaşık problemlere insanlar gibi çözümler üretmesini sağlama ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Bu genellikle insan zekâsının karakteristiğini alıp, bilgisayara algoritma olarak uygulayarak gerçekleştirilir. Talep edilen veya arzulanan

ihtiyaçlara göre, hangi etkiye karşı hangi akli tavır sergilenecekse, az veya fazla esnek ya da etkili yaklaşımlar sergilenebilmektedir. [4] 

Yapay zekâ aşağıdaki problemler ile ilgilenmektedir: [5] 

Oyunların Modellenmesi: Genellikle satranç gibi karmaşıklığı yüksek strateji oyunlarını ele alarak bilgisayarlarla modellenmesi ele alınır. Burada bilgisayar her ihtimali iki taraflı olarak hesaplayarak bir değerlendirme yapar. En iyi ihtimali seçerek oyuna devam eder. 

Bilgilerin Modellenmesi: Bilgilerin bilgisayarlara aktarılması ve çok büyük veriler üzerinde bilgisayarlarla işlem yaptırılması olayını ele alır. 

Doğal Dilin İşlenmesi: Burada genellikle diyaloglu soru cevap biçiminde olan sistemler, anlama, cümlelerin analizi, hata düzeltilmesi ve otomatik çeviri problemlerini ele alır. 

Örüntü Tanıma: Burada görsel ve işitsel nesnelerin tanınması ve tıbbi bir görüntünün sahne analizi, el yazısı veya basılı karakterlerin tanınması gibi problemleri irdeler. 

Robotik: Mekanik biçimde tasarlanmış ve bilgileri davranışa dökebilen sistemleri ele alır. 

Problem Analizi: Karmaşık kombinasyonel problemlerin sezgisel çözümünü irdeler. 

Yapay zekâ araştırma alanlarını şöyle sıralayabiliriz: Oyunlar, Otomatik Teorem İspatlama, Doğal Dil Anlama ve Çeviri, Şekil Tanıma, Robotik, Bilgi Tabanlı Sistemler, Makina Öğrenmesi, Makina Buluşları, Bilimsel Buluşların Modellendirilmesi ve Bilimsel Araştırma Yardımcıları

Yapay zekâ alanında yapılan çalışmalarda amaçları da şu şekilde sıralamamız mümkündür: [6] 

 İnsan beyninin fonksiyonlarını bilgisayar modelleri yardımıyla anlamaya çalışmak. 

 İnsanların sahip olduğu zihinsel yetenekleri, bilgi kazanma, öğrenme ve buluş yapmada uyguladıkları strateji, metot ve teknikleri araştırmak. 

 Bu öğrenme metotlarını formel hale getirmek ve bilgisayarlarda bilgi sistemleri halinde uygulamak. 

 İnsanlarını bilgisayar kullanımını kolaylaştıracak insan/bilgisayar ara birimleri geliştirmek. 

 Belli bir uzmanlık alanı içindeki bilgileri bir ‘bilgi sistemi’ (veya ‘uzman sistem’) halinde toplamak. 

 Geleceğin bilgi toplumunun kurulmasında önemli rol oynayacak ‘genel bilgi sistemleri’ geliştirmek. 

 Yapay zekâ iş yardımcıları ve ‘zeki robot timleri’ geliştirmek. 

 Bilimsel araştırma ve buluşlarda faydalanmak üzere, ‘araştırma yardımcıları’ geliştirmek. 

21. yüzyılda yapay zekânın; 

 Zeki simülasyonlar, 

 Bilgi kaynaklarına ulaşım sistemleri, 

 Zeki proje yardımcıları, 

 Robot timleri alanlarında etkili olması beklenmektedir. [7] 

Yapay zekânın, kullanılma potansiyeli olan binlerce uygulama alanlı bulunmaktadır. Ancak hali hazırda yapay zekâ genel olarak sadece kazanç getirecek, yapay zekâ kabiliyetinin tamamına ihtiyaç duymayacak özel bazı alanlara odaklanmıştır. Bu alanlar; otonom kontrolü ve hedef tespiti gibi askeri uygulamalardan, bilgisayar oyunları ve robotik hayvanlar gibi eğlence dünyasına kadar geniş bir yelpazede değerlendirilebilmektedir. Bunun yanında bankacılık, sağlık ve sigorta şirketlerinde müşteri davranışları ve trend tespiti gibi çok fazla miktarlarda bilgi işlenmesi gereken alanlarda da kullanılması muhtemeldir. 

Türkiye’de de yapay zekâ uygulamaları geliştirilmektedir. Bunlardan birisi, Ali Murat Erkorkmaz tarafından oluşturulmuş bir program olan Compisco’dur. Yazılım ile İngilizce dilinde iletişim kurulabilmekte; algıladığı kadarıyla yazılım size cevap verebilmekte, konuşmayı anlayarak içeriğinde belirtilen gereğince eylemde bulunabilmektedir. Compishco, 82 insan duyusuna sahiptir. İnternet’i belleği olarak kullanarak sorulan soruların yanıtlarını internetten toplayabilmektedir. Birisi ile

tanıştırıldığında Internet’e bağlanarak o insan ve yaptığı işler hakkında bilgi toplayabilmektedir. Başkalarının o kişi için söylediklerini, aynı işi yapan diğer firmaları ve o işin inceliklerini araştırarak size geri dönebilmektedir. Tüm bunları da sadece bir kaç saniye içinde yapabilmektedir. Compishco, Internet’te alışveriş yapabildiği gibi kendisiyle konuşulduğu zaman, konuyu saptayıp o konuda bilgi toplayıp alt konuları belirleyebilmektedir. Herhangi bir konuda uzun uzadıya sohbet edebildiği gibi şaka bile yapabilmektedir. [8] 

Yapay Zekâ Uygulamalarının Hukuka Yansıyan Boyutu 

Yapay zekâ uygulamalarını hukuki boyutunu daha anlaşılır kılmak adına örnek vermek suretiyle konuyu somutlaştıracak olursak, hali hazırda kullanılan alanlardan biri üzerinden açıklamada bulunmamız uygun olacaktır. Yapay Zekâ uygulamaları günümüzde programlandıkları ve yüklendikleri bilgiler üzerinden elektronik müzik yapımında kullanılmaktadır. Bu kapsamda yapay zekâ tarafından üretilmiş bir ürün de piyasaya arz edilebilmektedir. 

Yine yapay zekâ uygulamaları, sağlık sektöründe hemşirelerin görevlerini üstlenebilmekte; hastaların periyodik ilaç alım ve sağlık durumunu izleme ve seyrin kontrolünü gerçekleştirebilmektedir. 

Hatta, yapay zekâ uygulamaları otomotiv sektöründe kullanılmakta, araçların takip mesafelerini kontrol altında tutarak, gerek duyulduğunda aracın durması için fren mekanizmasını dahi yönetebilmektedir. [9] 

Kullanımının yaygınlaşması ile çeşitli alanlarda farklı şekillerde uygulanmakta olan yapay zekâ uygulamaları açısından işte tam da bu aşmada, yani yapay zekânın bireysel hizmet amacından çıkarak topluma hizmet sağlamaya, üretim ve eylem aşamasına geçmesi ile birlikte çeşitli meseleler de doğmaktadır. Bu kapsamda, karşılaşılması muhtemel hukuki durumları şimdiden değerlendirmeye başlamak gerekmektedir. 

Örneklerimize geri dönecek olursak; yapay zekâ uygulamasının elektronik müzik üretmesinin ardından bu müzik dinleyicilere sunulmakta, yani üretilen metanın

yayılımı ve satımı işlemleri gündeme gelmektedir. Satışı ve yayılımı sağlanan bu ürünün esasen fikri haklar anlamında korunması gereği ortadadır. Fikri ve Sınai Haklar Hukuku açısından olayı değerlendirecek olursak; Fikri ve Sınai Eserler Kanunu (FSEK) m.1’de eser şu şekilde tanımlanmaktadır; ‘Bu Kanuna göre eser; sahibinin hususiyetini taşıyan ve aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulüdür.’ Eser, sahibine FSEK m. 13-25 gereğince; yayınlama, adını belirtme, değişiklik yapılmasını engelleme gibi manevi; işleme, çoğaltma, yayma, temsil gibi mali haklar sağlamaktadır. Ancak konunun incelikli noktası, yapay zekâ uygulamasının bu haklardan yararlanmasının mümkün olup olamayacağıdır. Zira; yapay zeka tarafından üretilen elektronik müziğin öncelikle eser tanımında belirtildiği üzere; ‘sahibinin hususiyetini taşıyıp taşımadığını’ değerlendirmek suretiyle ortada bir eser olup olmadığını tartışmak; bir eser olduğunu kabul ettiğimiz takdirde de; bu esere bağlı hakların kim tarafından kullanılabileceğini değerlendirmek gerekecektir. 

Medeni hukuk kapsamında ‘hak ehliyeti’ Medeni Kanun (MK) m. 8‘de; ‘Her insanın hak ehliyeti vardır. Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.’ şeklinde tanımlanmış olup; devamen fiil ehliyetini tanımlayan MK m.10’da da; ‘Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.’ ifadesine yer verilmiştir. 

Özetle; gerçek kişilerin hak ve borç sahibi olması mümkün kılınmış ancak mümeyyiz olan kişilerin fillerinden sorumlu tutulabileceği hüküm altına alınmıştır. 

Öte yandan gerçek kişilerin yanı sıra tüzel kişilerin de varlığı hukukumuzda kabul edilmiş ve bu kişilerin de şartları sağlamaları halinde, hukuki sonuçlar doğurabilmeleri imkânı getirilmiştir. MK m. 47- 49’da; ‘Başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar… 

Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler. 

Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar.’ hükümlerine yer verilmek suretiyle tüzel kişilik kavramı tanımlanmak ile hak ve fiil ehliyeti konuları da hüküm altına alınmıştır.

Hal böyleyken yapay zekâ uygulamasını, onu üreten tüzel kişiliğe bağlayabileceğimiz ya da yapay zekâ uygulamasına ayrı bir kişilik atfetmek suretiyle hak ve fiil ehliyeti kavramına dâhil edebileceğimiz düşünülebilecektir. 

Diğer taraftan, fikri haklar kapsamında konuyu değerlendirecek olursak; elimizdeki ürünün eser olduğu hallerde eser sahipliği ve buna bağlı hakları yapay zekâyı yaratan kişilere tanımak mümkün olacaktır (FSEK m. 8-10). 

Bu halde, ürünü üreten yapay zekânın üreticisi; programcısı, yazılım uzmanı, operatörünü eser sahibi saymak ve hukukun tanıdığı hakları da bunların kullanımlarına sunmak mümkündür. 

Ancak bu noktada, yapay zekâ uygulamasının ürettiği üründe hak sahipliği açısından söz konusu uygulamanın üreticisinin bu uygulamayı elinden çıkardığı ve tüketici/son kullanıcı grubuna haklarını para karşılığı devrettiğini düşünecek olursak; uygulama tarafından üretilen ürünün sahibinin son kullanıcı mı olacağı yoksa en başından beri programlandığı ölçüde çıktı sunabilecek olan uygulamanın hak sahibinin ne olursa olsun onu ortaya çıkaran kişiler mi olduğu tartışılmalıdır. [10] 

Bu düşünce sonucunda da net bir kişiye ulaşmak mümkün olmayacaktır. Zira yapay zekâ uygulaması üretilmesinin ardından kendi başına deneme – yanılma, bilgi toplama gibi çeşitli eylemlerde bulunarak sentez sonuca ulaşmakta ve aslında gösterdiği gelişim ile ilk başta öngörülemeyenin de ötesinde sonuçlara vakıf olabilmektedir. 

Bu açıdan bakıldığında, yapay zekâya uygulamalarına bizzat kişilik tanınması gerektiği ve bu kapsamda edinilecek gelişmelerin, uygulamalarca üretilecek olan ürünlerin kamuya ait kabul edilmesi ile ortak alanda değerlendirmeye sunulması gerektiği, yine makine ömrünün insan ömründen uzun olduğunun kabulü halinde insan ömrü ile kıyaslanabilir bir süre kıstı ile tanınmış hakların sınırlamasına gidilebileceği yönünde görüşler sunmak da mümkündür. [11] 

Unutulmamalıdır ki; hukukumuzda her hak arkasında bir de ödev barındırmaktadır. Ödevler, sorumluluklar olarak görünmektedir. Hastane üzerinden verdiğimiz örnekte; hemşire görevini yerine getiren yapay zekâ uygulamasının hatalı bir işlem gerçekleştirmesi (bu hata, programdaki bir hata olarak yazılım safhasında mevcut olabileceği gibi, yazılıma sonradan izinsiz olarak sızılması ve müdahale edilmesi

olarak da ortaya çıkabilir ya da yapay zekâ uygulamasının bizzati deneme yanılma süreci içerisinde ortaya çıkan bir yanlış uygulama da olabilir) yine, otomotiv sektöründe kullanılan bir uygulamadaki hata nedeniyle ölümlü bir sonucun meydana gelmesi gibi hallerde, sorumlu tutulacak olanın kim olacağının belirlenmesi gerekeceği açıktır. 

Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 81-85‘de hayata karşı suçlar başlığı altında ölümle sonuçlanan hallere ilişkin cezai yaptırım konusunda düzenlemeye gidilmiştir. Bunun yanı sıra, ilgili olay nedeniyle hukuk mahkemelerinde de haksız fiil sorumluluğuna dayalı tazminat davalarının açılması (Borçlar Kanunu, haksız fiillerden doğan borç ilişkisi başlıklı bölümde düzenleme altına alınmış olan m. 49 – 56, 66) gündeme gelebilecektir. 

İşin maddi sonuçlarının giderilmesi açısından akla en yatkın çözüm, suça konu olayda geçen yapay zekâ uygulamasını üreten ve piyasaya arz etmiş olan yazılım şirketi ile son tüketicinin/kullanıcının bu uygulamayı satın aldığı satıcı şirketin ve olay bağlamında kusur sorumluluğu çerçevesinde araç sahibi/sürücüsünün, sorumlu tutulmasıdır. 

Hukukumuzda tüzel kişilerin ehliyetleri bunları temsile yetkili şahıslarca kullanılmaktadır. Dolayısıyla, olayda yer alan uygulamayı, üreten ve piyasaya sunan ile son tüketiciye sunan şirketleri yönetmek ile görevli kişiler müteselsilen sorumlu tutulabilecek; bu kişiler de ilgili uygulamanın bire bir üretiminde ya da yerleştirilmesinde bizzat görev almış sorumlu kişilere kusurları oranında rücu edebilecektir. 

Peki ya işin yaptırım boyutu, sadece maddi anlamda yani tazminat ile mi giderilecektir? Bugün ölümle sonuçlanan eylemlerde bulunan failler, çoğu ülke hukukunda hapis cezasına çarptırılmaktadır. Öyle ise; verdiğimiz örnekte fail kimdir? Hatalı eylemde ya da eylemsizlikte bulunan yapay zekâ uygulaması mı yoksa uygulamayı yaratan ya da satanlar mı? Eğer olayın maddi boyutu ile tazminine yönelik verdiğimiz yanıtı burada da esas alacak olursak; saydığımız kişilerden hangisi ya da hangilerini hürriyeti bağlayıcı cezaya muhatap kılmak adil bir sonuca ulaşma imkanını doğuracaktır? Uygulamanın üreticisinden son kullanıcısına kadar  

herkesin hürriyetinden alıkonulacak şekilde cezalandırılması halinde vicdana uygun bir sonuç doğmayacağı açıktır. 

Yine, yapay zekâ uygulamasına ehliyet tanındığı bir gerçeklikte; sonsuz bir ömrü olduğunu varsaydığımız uygulamanın hürriyetinden (!) alıkonulmasının; uygulamaya yönelik etkili bir yaptırım olarak değerlendirilmesinin ne kadar doğru bir düşünce tarzı olacağı da tartışmalıdır?.[12] 

Hal böyleyken; yapay zekâ uygulaması içeren bilişim sistemleri için kendine has ve farklı yasal düzenlemelerin öngörülmesi de elbette gündeme gelebilecektir. Ancak bu takdirde; ilgili düzenlemenin yaratacağı sonuçları hali hazırda kestirmek olanaklı olmadığından, hukukun her zaman yürütüldüğü surette uygulamada karşılaşılacak sorunları, toplumun bu sorunlara nasıl tepki vereceğini tecrübe etmek ve bu tepkilere karşılık, zamana uygun kapsayıcı bir çözüm üretmek ile uygun kuralları hayata geçirmek en doğru yaklaşım yöntemi olacaktır. 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME 

Yapay zekâ uygulamalarının varlığının giderek artacağı ve hayatımızda daha etkin rol alacağı 21. yüzyılda, konunun beraberinde getirebileceği sıkıntıların da aynı paralelde tartışılması ve muhtemel çözümlerin değerlendirilmesi gerekmektedir. 

Bunun için ise; yapay zekâ gibi teknik konuların topluma aktarılması ve toplumun bu konuları sorgulayıp tartışmasına imkân veren demokratik ortamların yaratılması ihtiyacı gündeme gelmektedir. 

Ülkemizde, bir çalışanın hayatta kalabilmesi için gereken asgari ücret tutarını almasına uygun ortam ve koşulların halen tartışıldığı gerçeği karşısında; yapay zekâ ya da insan klonlaması gibi konuların topluma yaygın bir çerçevede konuşulmasını olası görmek ne yazık ki gerçekçi bir düşünce tarzı olmayacaktır. 

Elbette akademisyenler ve yüksek eğitimini sürdürmekte olan aç beyinler açısından bu tür konuların tartışılması, konuya yönelik program ve derslerin açılması, anlatılması ile mümkündür. 

Ancak konunun akademik çevrenin ötesine geçerek diğer bireylere ve topluma yayılması, konu hakkında farkındalık yaratılması için; öncelikle toplumun temel

ihtiyaçlarının karşılandığı bir ortamın sağlanması, takiben bireylerin kişisel tatminlerini sağlamak üzere bireysel veya toplumsal faaliyetler sergileyebileceği ortam ve koşulların yaratılması, toplumsal bazda bilgisayar okur yazarlığının sağlanması, internete erişimin kesintisiz, sansürsüz, iletişim ve haberleşme özgürlüğünün bir parçası ve elbette anayasal bir hak olarak değerlendirilmesi ile bu hak kapsamında ücretsiz internet erişimi imkanının topluma sunulması, genç neslin bilişim sistemlerine yönelik teşvik edilmesi, ilgili alanın hayata etkisinin gözler önüne serilmesi ve bu bağlamda konu özelinde teşvik, burs gibi ödüllendirme yönünde motivasyon araçlarının kullanılarak proje ve yeni fikirlerin üretilmesinin teşvik edilmesi, haber ve münazara programlarında bu konuların çok çeşitli disiplinler üzerinden tartışılması gerekmektedir. 

Bu temel gereksinimlerin oluşturulduğu bir ütopyanın varlığı halinde ise; yapay zekâ uygulamalarının projelendirilmesi, üretilmesi, kullanımının sağlanması, iyileştirme faaliyetlerinin sürdürülerek piyasaya arzı ile yayılımının sağlanması neticeten böylesi bir ortamda konunun rekabet, ceza, borçlar, fikri haklar gibi hukuk disiplinlerince irdelenmesi ile toplumsal sonuçların ve konuya bağlı düzenin oluşturulması gerekecektir. 

Zira yapay zekâ uygulamalarının hangi yönlerden hayatımıza gireceği ve kalmaya devam edeceği şu anda bizler açısından muallaktır. Ancak, uygulama ile muhtemel sonuçlar ve pratikte doğan sıkıntılar çerçevesinde konunun ayrıntılarına girilecek, konuya ilişkin yargıya yansıyacak uyuşmazlıklar üzerinden içtihat oluşturulacak, emsal kararlar verilecek ve nihayet belki de bu çerçevede özel yasal düzenlemelere gidilecektir. 

Topluma yayılmış olan her konuda, ne surette davranmanın toplumsal dengeyi sarsmayacağı ya da toplumsal dengenin korunmasına hizmet edeceğinin hukuksal çerçevede düzenlenmesi gerekmektedir. Konunun muallak bırakılması halinde bireysel tutum ve davranışlar ve bunların sonucunda da toplumsal kargaşanın doğması muhtemeldir. Unutulmamalıdır ki; ‘Hukuk’ toplumsal barışın ve gelişimin temel yapı taşlarından birisidir.

KAYNAKÇA 

[1], [6], [7] Kocabaş, Şakir, Yapay Zeka Araştırma ve Uygulama Alanları, (alıntı Russell, S. & Norvig, P. (1995). Artificial Intelligence: A Modern Approach. New Jersey: Prentice Hall, s. 17-18.), (alıntı A Report to ARPA on Twenty First Century Intelligent Systems. AI Magazine, Fall 1994, s. 10-20.) www.sakirkocabas.com/files/bumat.rtf, (Çevrimiçi) 20.12.2014. 

[2] Çakır, Hüseyin, Adli Bilişimde Yapay Zeka Teknikleri Ders Notları, http://www.uegazi.edu.tr/akademik50/ASPX/Common/login_input.aspx, (Çevrimiçi) 10.12.2014. 

[3] Hukukta Yapay Zeka Kullanımı, http://www.avukat4nokta0.com/hukukta-yapay-zeka-kullanimi-ve-buumlyuumlk-ver304-youmlnet304m304.html, (yönlendirmesi http://www.yapay-zeka.org/) (Çevrimiçi) 17.12.2014. 

[4] Yapay Zeka Nedir? Uygulama Alanları Nelerdir? http://www.bilgiustam.com/yapay-zeka-nedir-uygulama-alanlari-nelerdir/, (Çevrimiçi) 17.12.14. 

[5] Yapay Zeka Üzerine, http://yazilimportal.com/yapay-zeka-uzerine/ (Çevrimiçi) 25.12.14. 

[8] Compishco (Kompişko), http://www.yapay-zeka.org/modules/wiwimod/index.php?page=Compishco&back=AI_Projects, (Çevrimiçi) 27.12.14. 

[9] Umruk, Okan, Robot Öldürürse Kim Suçlu?, http://www.ntv.com.tr/arsiv/id/25356699, (Çevrimiçi) 26.12.2014. 

[10] [11] Davies, Colin R., (2011), An evolutionary step in intellectual property rights – Artificial intelligence and intellectual property, Computer Law & Security Review 27, 2011, p.601-619 www.compseconline.com/publications/prodclaw.htm (Çevrimiçi) 21.12.2014. 

[12] Gross, Oren, When Machines Kill: Criminal Responsibility For International Crimes Commıtted By Lethal Autonomous Robots, http://robots.law.miami.edu/program/, (Çevrimiçi) 26.12.2014. 


Etiketler: , ,
Copyright 2019. All rights reserved.

Posted 08 Nisan 2019 by Es in category "Hukuki Konular